29 Ekim 2014 Çarşamba

Komşumuz Japonya Hisset! Dene! Japon Festivali [26 Ekim Pazar 2014]

 (Fotoğraf Tolga Ercan arkadaşımıza aittir.)

Bir garip etkinlikle karşınızdayım efenim. Daha önce hiç bir Japon etkinliğine katılmamış bir grup arkadaş olarak yeni ufuklar açmalıyız dedik kendimize. Kore hayranlığı kimliğimizi bir kenara atıp attık kendimizi yollara. Uzun ve karmaşık bir yolculuktan sonra soluğu Baltalimanı'ndaki Japon Bahçesinde aldık. Giderken 3 vesait kullandığımı da belirtmeden edemeyeceğim. Bindiğimiz son vesait olan minibüstekilerin yarısının bu etkinlik için yola çıktığını inerken fark ettik. Mekanın karşısındaki Portaxe isimli mekanda üniversite mezuniyet balom olmuştu. O yüzden onu görüp daha bir şaşırdım. 


Neyse işte bahçeye akın eden kalabalığı takip ederek girdik etkinlik alanına. Deyim yerindeyse iğne atsan yere düşmezdi. Şöyle biraz içerlere ilerleyelim dedik. Japonca isim yazdırma gibi tüm stantların başı tıklım tıklımdı. Üstelik hiç de azalmıyordu, aksine zaman geçtikçe içerideki insan sayısı arttıkça artıyordu. Biz bahçeyi genel anlamda bir kez gezdik. Gezerken de bir sürü Kore hayranı arkadaşla da karşılaştık. :D Lakin hevesle fotoğraf çekmek için gittiğim bu yerde o kadar çok insan vardı ki yer bile görünmüyordu. Bırak Japon bahçesinin fotoğrafını çekmeyi. Sadece bir adet fotoğraf çekebildim, o da yukarıdaki fotoğraftır.

(Emine Kaya arkadaşımızdan bir fotoğrafımız...)

Suşi ikramı var dediler, ama biz suşinin kokusunu dahi alamamıştık. O yüzden acıkan bünyelerimizi dışarı attık belki olur da yemek yiyecek bir yer buluruz umuduyla. Lakin elimiz boş kuyruğumuzu kıstırıp geri döndük. Biraz daha amaçsız dikildikten sonra Kore hayranı dostlarla karşılaştık. Toplandık, bir masayı çevreledik. Uzun zamandır görmediğimiz arkadaşlarla sohbet, muhabbet oldukça hoştu. Hatta günün tek kayda değer güzelliği de bu oldu diyebiliriz. Ha bir de açılış konuşmaları yapılırken Türk bir konuşmacının sözlerini çeviren Japon tercüman kızımız Türkçe sözleri yine Türkçe'ye çevirip herkesi güldürdü. Onun şirinliği de günün güzel bir anısıydı.

(Tolga Ercan arkadaşımız tarafından çekilen selfiemiz... ^^)

Biz masada dikilirken cosplay yarışması da başlamıştı. Adaylar teker teker kostümlerini ve büründükleri karakterleri tanıtıyorlardı. Birkaç istisna dışında çok başarılı değillerdi fikrimce. Hele bir tanesi vardı ki, yüzü cosplay boyundan aşağısı Ankaralı Turgut idi. Ama etkinlik boyunca cosplayler ve geleneksel kıyafet giymiş Japonların etrafta dolaşması hoşuma gitti. Sanki başka bir boyuta geçmiş gibiydik. Lakin bu etkinliğe gelmiş teyzeler, amcaları da unutmamak lazım. Sakın yanlış anlamayın küçümsemek gibi bir iğrençlik yapmıyorum. Ama bebek arabasını alıp Japon bahçesinde çimene yayılıp piknik yapmak nasıl bir düşüncenin ürünü olabilir ki, hem de o kalabalıkta. Sanıyorum ki semtte oturan kim varsa gelmişti. 

Biz gitmek için durakta beklerken bir amcanın yanımıza gelip "Burada bir 'Japon Pazarı' varmış, nerede ki o acep?" sözü de günü en iyi özetleyen cümleydi. Amca pazar değil o festival düzeltmesini yapsak da içerisi pazar yeri gibiydi zaten, amca haklı sayılırdı.. Kimin eli kimin cebinde belli değildi. Etkinlikte bir ara masalara kuru pasta ikramı yapıldı. Ama amcalar öylesine masamıza hücum ettiler ki saniyesinde bitti pastalar. Kapılar sonuna kadar açıktı, hani derler ya ışığı gören geliyordu. Biz de daha fazla dayanamayıp attık kendimizi dışarı ve koşarak uzaklaştık olay yerinden.

Daha önce onlarca Kore etkinliğine katıldım, ama böylesini daha önce hiç görmemiştim. Üzülerek söylüyorum ki bu etkinliği organize edenler tamamen bir hayal kırıklığı...

Kore Yarımadası Barış ve Birleşme Semineri [15 Ekim Çarşamba 2014]

(Sadece bu fotoğraf bana ait değildir. Fotoğrafın merkezinde kendimi gördüğüm için paylaşma isteği duydum. Ortadaki uzun siyah saçlı kişi bendeniz oluyorum. ^^)

Yarın yaparım, öbür gün yaparım derken epey ertelemişim bu yazımı. Dedim kolları sıvama vakti geldi de geçiyor. Evet 15 Ekim Çarşamba günü bir seminer yapılacağı duyurusundan sonra gitme kararı alıp adımı yazdırdım. Farkettim ki seminerin yapılacağı yer, üniversitede okurken dört yıl önünden geçtiğim varlığından bihaber olduğum, ne işe yarar burası ki acep diye hiç düşünmediğim İstanbul Üniversite'sinin Avrasya Enstitüsü binasında yapıldı. Seminer yapılmadan önce söylendi ki, bu bina İstanbul Üniversite'sinin en eski binasıymış. İnkar edemem, buram buram tarih kokmaktaydı. Çok sevdim, çok benimsedim burayı. 

Seminere trafik dolayısıyla azıcık geç kaldım korkusuyla koştura koştura gittim, lakin seminer de başlamamıştı zaten. Üstelik salon, en önde yerlerini almış Kore Savaşı gazilerimiz hariç boş bile sayılabilirdi. Önce arkalara bir yerlere oturdum, muhtemelen dolar şimdi bu koltuklar düşüncesiyle. Ama seminerin birazdan başlayacağına dair duyuru yapılana dek çok da dolmamıştı. Ben de bir kaç sıra daha önlere geçtim, semineri verenlere ayıp olmasın diye. 



Oturum söylenildiğinden çok geç başladı. Kore Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Jeon Tae Dong, İstanbul Üniversitesi Siyasi Bilgiler Dekanı Prof Dr. Emrah Cengiz ve Avrasya Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Bekir Günay açılış konuşmalarını yaptılar. Daha sonra seminere geçildi. Koreli konuşmacıların tercümanlığını çoğunuzun da tanıyacağı Sultan Ferah hoca yaptı.

İlk konuşmayı Kore Ulusal Diplomasi Akademisi Genel Koordinatörü Prof. Dr. Shin Sung Won, "Kore Yarımadası'nda Güven Süreci ve Kore Hükümetinin Birleşme Politikaları" konusuyla yaptı. Açıkçası ben yapılan seminerden çok tatmin olmadım. Çünkü konuşmacı hazırladığı slayt gösterisinde yazılanın  Korecesini okuyordu, aynı anda da Türkçesi duvara yansıtılıyordu ve beraberinde tercüman tarafından okunuyordu. Benim bilmediğim çok farklı bir bilgi ya da bakış açımı geliştirecek bir durum olmadı açıkçası seminerde. Ama belki ben bu konuda tezim için çok okudum, çok araştırdım ondan olabilir. Bilmeyen birileri gitse gayet güzel bilgi sahibi olabilirdi.  

Prof Dr. Shin Sung Won'un sunumunda Kore'deki son durumdan, Kore Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Park Geun Hye'nin Dresden Planından, Amerika ve Çin'in karşılıklı politikalarının birleşme aşamasında büyük rol oynayacağından, barış için Kuzey Kore'nin Nükleer Silahtan vazgeçmesinin öneminden ve birleşme adına atılan adımlardan, gelişmelerden bahsedildi. Benim notlarım biraz daha uzun ama özetlersek ilk sunum bu şekildeydi.



İkinci konuşmacı benim de seminere katılma sebeplerimden biri olan USAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Selçuk Çolakoğlu'ydu. Kendisi seminere "Kuzeydoğu Asya'daki Güvenlik Risklerinin Kore Yarımadasındaki Etkisi" konusuyla katıldı. Sunumda, diğer ülkelerin birleşme sürecine bakış açıları açıklandı. Mesela, Kore ile Japonya arasındaki siyasi ilişkilerin yetersiz olduğundan bahsedildi. Çin'in ABD yanlısı birleşmiş bir Kore'dense birleşmemiş bir Kore'yi yeğlediği, Rusya'nın ise son dönemde Kuzey Kore ile yakınlaştığı ifade edildi. 

Ben seminere giderken sadece ilk oturumu izleyip gitmeyi planlıyordum. Başka bir işim vardı. Ama seminerin geç başlaması nedeniyle en azından Selçuk Çolakoğlu'nun konuşmasını dinleyip kalkmak zorunda kaldım. Daha sonra üç adet daha konuşmacı vardı lakin malesef zamanım yoktu. En çok merak ettiğim kısım ve en yararlı olacağını düşündüğüm kısım da sondaki soru-cevap kısmıydı, lakin ona da katılamadım.
 

Seminerin geneline bakılacak olduysa ben çok tatmin olmadım, ama zamanım boşa gitmiş diyemem. Ama Kore hayranıyım diye geçinen gençlerimize azıcık da sitemliyim. Eğlence var, Kpop var deseniz salonlara sığmayan kişiler, bir seminer oldu mu kaçacak delik arıyorlar. Kore gazilerimiz bile orada yerlerini almışken, salonu doldurabilmek için onları bekletmek benim ağrıma gitti açıkçası. ...

25 Ekim 2014 Cumartesi

23 Ekim 2014 Perşembe

Koreli Sanatçıların Sergileyeceği Klasik Müzik Konseri


 Avrupa'nın birçok ülkesinde performans sergileyen üstün yetenekli Koreli genç sanatçıların sergileyeceği ve Kore Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu'nun düzenleyeceği bu klasik müzik konserine hepiniz davetlisiniz.

Tarih: 13 Kasım 2014 Perşembe
Saat: 19:00-19:30 Kokteyl / 19:30-21:30 Konser
Yer: Cemal Reşit Rey Konser Salonu


“Komşumuz Japonya Hisset! Dene! Japon Festivali”


Bugün iki tane etkinliği sizlere de bildirmek istedim dostlar.  Kronolojik sırayla başlayayım dedim ve önce bu pazar olacak bu etkinliği size duyurmak istedim. Birkaç keredir önünden geçişimde hep birgün buraya da gelmek lazım diye içimden geçirdiğim yer, Japon bahçesi! Bu pazar kısmetse ben de gideceğim etkinliğe. Çok merak ediyorum, özellikle cosplay yarışmasını ve bonzai sergisini. ^^



"İstanbul, Sarıyer’de bulunan Baltalimanı Japon Bahçesi’nde geleneksel kültürden pop kültürüne kadar geniş alanda Japon Kültürü tanıtım etkinlikleri düzenlenecektir. Baltalimanı Japon Bahçesi, Yamaguchi ili Shimonoseki şehriyle İstanbul’un kardeş şehir dostluğunun bir anısı olarak 2003 yılında inşa edilmiştir.(1972 yılında her iki şehir arasında kardeş şehir anlaşması imzalanmıştır.) Bu bahçe bugüne kadar her mevsimin etkinliği düzenlenmiş olup, halkın dinlenebileceği bir yer olarak görülmüştür.
Sonbaharın canlı gökyüzünün altında, milliyet veya yaş fark etmeksizin herkesin eğlenebileceği bir etkinlik hedeflenmektedir. Değerli katılımlarınızı beklemekteyiz.


Tarih:  26 Ekim 2014/ Saat 13:00-17:00
(Yağmur yağsa da etkinlik gerçekleşecektir.)

Yer:  Baltalimanı Japon Bahçesi
(Baltalimamanı Devlet Kemik Hastanesi Karşısı)

Etkinlikler: Cosplay Yarışması, Koto Konseri, Japon Müziği DVD Gösterisi, İaido Gösterisi, Çay Töreni Gösterisi, Bonsai Sergisi, Japon Tanıtm Standı, Suşi İklamı v.b.

※ Etkinliğimiz ücretsizdir."


20 Ekim 2014 Pazartesi

"O" An Fotoğraflarından Seçmeler #5


Dağlık yerler olduğu için zaten zordu, iyice zorlaştı. Keşmir’de, Hindistan ve Pakistan’ın kontrol ettiği bölgelerde yani deprem bölgesinde kış koşulları yardımların felaketzedelere ulaşmasını engellemeye başladı. Hindistan Keşmir’inde 4 yaşındaki Khalig Khan ve kardeşleri, bir süredir yardım alamıyor. Bu durum, geçici olarak barındıkları yerdeki boşlukta kendini gösteriyor. Ama Khalig’in gözleri o boşluğu hemen dolduruyor. Böylelikle “o” ana Khalig’in bekleyen bakışları ağırlığını koyuyor. (Associated Press / Rafiq Maqbool)


Bu fotoğraf için 1/6 milyon ölçekli Hindistan haritasını açtık. Bu kadının “o” anda bulunduğu yerle evinin bulunduğu yer arasındaki uzaklığı ölçtük. Hindistan’ın bir ucundan diğer ucuna, batıdaki Gujarat Eyaleti’nden en doğudaki Kalküta’ya gidip, geçinmek amacıyla bu turistik kentte el işi ürünlerini satmak için 4 bin kilometre yolculuk yaptığını hesapladık. İşte o zaman dalgın, yorgun, derin çizgilerle bezenmiş bu uzaklara bakışına bir anlam verebildik. (Reuters / Parth Sanyal)

Zihinsel ve fiziksel güç kazanmalarını sağlamak." Güney Kore'de ilkokul öğrencileri yılın belirli dönemlerinde askeri tesislerde kampa alınıyor. İçlerinden biri, eğitim sırasında edindiği fiziksel ve zihinsel gücü ispat etmeye çalışıyor. Sesinin seviyesini tahmin etmeye gerek yok. Yüzü yeterince bağırıyor... (Associated Press / Ahn Young-joon)

Fotoğraf geçen yıl tsunami felaketinin en büyük can kaybına ve hasara yo laçtığı Endonezya’daki Banda Aceh’ten. “O” anda ilk bakışta denizle insan barışmış görünüyor. Alan derinliği, yumuşak renklere rağmen gökyüzündeki tedirginliği öne çıkarıyor. Ters ışıksa, sırtı dönük de olsa balıkçının felakette yaşadıklarının yükünü hala taşıdığını bize anlatmasına yardımcı oluyor. (Associated Press / Dita Alangkara)


Felaketin özeti
Yaşlı kadın Filipinler'de Leyte Adası'ndaki heyelandan sağ kurtulan sayılı insanlardan biri. Toprak kayması bir kasabayı adeta yuttu. 107 kişinin cesedi çıkarıldı, 900 kişi toprak altında. Yaşlı kadın, kasabanın yakınlarında oluşturulan merkezde barındırılıyor. 'O' anda tek gözünde kalan yaşam ışığının son pırıltılarıyla, yüzündeki çizgilerle ve hatta yorgun ak saçlarıyla felaketi özetliyor. (Associated Press / David Longstreath)

16 Ekim 2014 Perşembe

Çinli Oyuncu Qin Hao'dan, Tayvanlı Oyuncu Annie Yi'ye İstanbul'da Evlilik Teklifi!


Başlık biraz uzun olabilir kabul. Ama daha da özetini çıkaramadım canlar kusura bakmayın! :D
Evet başlıktan da anlayacağınız gibi Çinli oyuncu Qin Hao, sevgilisi olan Tayvanlı Annie Yi'ye evlilik teklifini İstanbul'da yapmayı tercih etti. Aslında bu olay 14 Temmuz'da oldu lakin, ben bu haberi 9 Eylül 2014 Salı günü çıkarılan Günaydın gazetesinde Bülent Cankurt'un özel haberi olarak öğrendim. Epeydir gazete küpürleri masamda duruyordu. Dedim artık yazayım bunu bloga. Ben tanımıyorum kendilerini ama belki tanıyan eden vardır. :D


Çinli oyuncu ilk adımı İstanbul'da atmış
Onlarca yabancı turist, evlenmek için İstanbul'u tercih ederken, oynadığı son filmi Venedik Film Festivali'nde gösterilen Çinli oyuncu Qin Hao da sevgilisine İstanbul'da evlenme teklif etmiş. Hao, Tayvanlı şarkıcı sevgilisi Annie Yi'yi, İstanbul'a tatile getirip Boğaz'da romantik bir evlilik teklifi yapmış. Bu teklif, Çin ve Tayvan gazetelerinde sayfa sayfa haber olmuş. Qin Hao ile Annie Yi'ye, dolaylı da olsa Türkiye'nin tanıtımına katkılarından dolayı teşekkür etmek lazım. 

Haber biraz üstünkörü yazılmış. Lakin ben olayın aslını size anlatayım canlar. Kızımız Tayvanlı bir oyuncudur, haberde şarkıcı denmiş ama... Tayvanlı oyuncu Annie Yi, İstanbul'da iş için bulunmaktaymış. Yani Qin Hao onu haberde denildiği gibi İstanbul'a tatile getirmedi. Çekimler sırasında ara verilmiş ve kızımıza makyajının tazeleneceği söyleniş ama onu bir süpriz bekliyormuş. Bir balık restonatında güzel bir ortam hazırlayan kızımızdan 10 yaş büyük oğlumuz oyuncu Qin Hua, diz çökerek sevgilisine süpriz bir evlilik teklifi etmiş. Kızımız da kabul etmiş. Ardından da bu evlilik teklifi için havai fişekler atılmış. Kızımız da bu süpriz teklifi kendi weibo hesabında paylaştığı fotoğraflarla halka açıklamış. Bu olay Çin'de ve Tayvan'da her gazetede her kanalda haber olmuş. Yani ufaktan İstanbul'un da reklamı yapılmış. :D
(Not: Keşke haberi yazan abimiz azıcık araştırsaymış.)

13 Ekim 2014 Pazartesi

Kore Yarımadası Barış ve Birleşme Semineri


 Kore Yarımadası ve Kuzeydoğu Asya’nın durumu hakkında bilgi vermek ve bu bölgelere olan ilgiyi artırmak için Kore Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu ile Avrasya Enstitüsü’nun birlikte düzenledikleri
“Kore Yarımadası Barış ve Birleşme Semineri”nde sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız.

Tarih: 15 Ekim 2014 (Çarsamba) Saat 14:00-18:30
Yer :
İstanbul Üniversitesi Avrasya Enstitüsü
Adres: Kimyager Derviş Paşa Sok. No:16 Vezneciler – Fatih / İstanbul

Düzenleyen: Kore Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu, İstanbul Üniversitesi Avrasya Enstitüsü
(Katılım için bize buradan resmi Facebook sayfamız üzerinden mesaj atıp kayıt yaptırabilirsiniz)




 

9 Ekim 2014 Perşembe

9 Ekim Kore Alfabesi Günü / Hangeul Day / Hangul Day / 한글날

Arkadaşlar bugün Kore Alfabesi yani kendilerinin söylediği haliyle Hangıl günü! Gerçi siz Kore'nin sosyal medyasını yakından takip edenler olarak çoktan biliyorsunuzdur bu durumu. Bu sene Kral Sejong'un Kore Alfabesi'ni kabul edişinin 568. yılı! Bu konu hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isteyenler için Korea-Fans'tan bilgiler paylaşmak isterim. ^^


Sejong Sillok (세종실록;世宗實綠) verilerine göre, Kralı Sejong 147 yılında ay takviminin dokuzuncu ayında Hunmin Jeongeum (훈민정음;訓民正音)'un ilanının yayınladı, yeni alfabeyi tanıtan bu belgede de aslında aynı ad ile adlandırıldı. 1926 yılında, Hangul Toplum'ı ay takviminin dokuzuncu ayının son gününde hangul beyanının sekizinci atmışlık devri (480. yılı) kutlandı. Adı "Gagyageul" (가갸글), Hangul için erken bir konuşma dili idi, hatırlaması kolay başlangıç için problem çözmeye dayalı "gagya geogyeo" oldu. Anma gününün adı 1928 yılında "Hangullal" olarak değiştirildi, kısa bir süre sonra "hangul" terimi, 1913 yılında ilk kez Ju Si-gyeong tarafından icat edildi, bu ad yaygın alfabe için yeni bir ad olarak kabul gördü. Ay takvimine göre son gün kutlandı.

1931 yılında, günün kutlanması Gregoryen takvimine göre 29 Ekim tarihine geçildi. 1934 yılında, Jülyen takviminde günün 1446 yılında kutlanıldığının kabul edildiği iddası ortaya atıldı, bu yüzden tarih yeniden 18 Ekim olarak değiştirildi.

Hunmin Jeongeum Haerye orjinal bir kopyası 1940 yılında bulundu, yapılan bir dizi yorumlarda, Hunmin Jeongeum üzerinden yorumlanarak kısa süre sonra gün ışığına çıktı. Ortaya konan Hunmin Jeongeum, dokuzuncu ayın ilk on günü (上旬,, 상순 sangsun) içerisinde açıklandı. 1446 yılında, ay takviminin 1446 yılının dokuzuncu ayının onuncu günü Jülyen takviminin 9 Ekim'ine eşdeğerdir. Güney Kore hükümeti 1945 yılında kurulduğundan bu yana, Hangul Günü'nü hükümet işçileri için işten muaf edildiği 9 Ekim tarihi olarak belirleyerek tatil olarak ilan etti.

Tatil günü olarak yasal bir statüdür, Kore Birleşmiş Milletler Günü'nün devreye girmesi ile, iş günü sayısı artırmak için büyük işveren baskısı nedeniyle 1991 yılında kaldırıldı. Ancak Hangul Günü hala ulusal bir anma günü olarak yasal durumunu korumaktadır.Hangul Topluluğu, tatili eski durumuna geri getirebilmek için kampanya başlattı, ancak 1 Kasım'a kadar etkisi az oldu, destekçiler olarak 2012 yılında büyük bir zafer kazandılar, Ulusal Meclis Hangul Günü restorasyonu için çağrısı kararı lehine 189' a 4 (4 çekimser oy) olarak oylandı. Hangul Günü'nü resmi tatil yapmak için Lee Myung-bak yönetim üzerine baskı uygulamaktadır. 

2009 yılında, Kral Sejong tarafından Kore alfabesinin bulunuşunun 563. yıldönümünün kutlanmasında 6.2 metre yüksekliğindeki, Seul Gwanghwamun Plaza'da Joseon'un Büyük Kralı Sejong'un 20 tonluk bronz heykeli halka açıldı.
 
Kuzey Kore'de, tatildir, Chosŏn'gŭl Günü olarak adlandırılır, tarih münasebetiyle 15 Ocak'ta kutlanır, Hunmin Jeongeum'un gerçek yaratılışının 15 Ocak 1444 (ay takvimine göre 1443) olduğuna inanılmaktadır.

Kore Alfabesi Günü, Güney Kore'de Hangul Günü ve Kuzey Kore'de Chosŏn'gŭl Günü olarak bilinir. Ulusal bir Kore hatıra günüdür, Korea alfabesinin (한글; 조선글) icadı ve ilan edilişi kutlanmaktadır. Kore dili yerli alfabesi Kral Sejong tarafından kabul edildi. Bu olay Güney Kore'de 9 Ekim tarihinde ve Kuzey Kore'de 15 Ocak tarihinde görülür. 

8 Ekim 2014 Çarşamba

2PM ve Hakan Peker'den Aynı Dans! (Saçma Sapan Bir Tespit)

Başlıkta da belirttiğim gibi saçma sapan bir tespitle karşınızdayım efenim... Birkaç yıl önce arkadaşlarımla paylaşmıştım bu tespitimi, gülmüştük epey. Facebookumda derin bir temizlik yapmam dolayısıyla karşıma çıktı yeniden. Sizinle de paylaşmak istedim, yazsam mı yazmasam mı derken... Yazmaya karar verdim. Ne kaybederim ki yahu. Hep burası benim şahsi saçmalama mekanım değil mi? Hea manyagghhkk!


İşte size bu minnak tespitimden bahsedeyim. Beni biliyorsunuzdur belki, 2PM hayranıyım. Tüm klipleri, dansları da ezbere bilirim. Ama Hakan Peker hayranıyım da bir yandan... Hakan Peker'in İlla Ki şarkısının klibini izlerken bir şey fark ettim. Ben bu koreografiyi bir yerden tanıyorum dedim kendi kendime. Çok geçmedi jeton düştü. 2PM'in I'll Be Back şarkısının klibi! Kısa bir yerde olsa da 2PM'in koreografisini yıllar önce yapmış Hakan Peker mutlu etti beni. Bu incir çekirdeğini doldurmayan tespitim bilmem sizin umrunuzda olur mu? :D

(Hakan Peker'in klibinde koreografiyi 02:22 'de görebilirsiniz.)
cut!