24 Haziran 2015 Çarşamba

Erkek Grubu Hayal Takımım


Aynı yazının bir de kız versiyonunu yazmıştım. ( bknz: Kız Grubu Hayal Takımım ) Yahu bir de erkek versiyonunu yazayım ya dedim kendi kendime. . Banane la senin biaslarından, hayal takımından derseniz ona eyvallah! :D

İlk sırada en sevdiğim grubun en sevdiğim üyesi. 2PM Nichkhun! Evet Nichkhun ile çok çalkantılı bir ilişkimiz var doğrudur. :D İlişkisi olduğu dönemler Khun'dan ziyade Jun K.'ye kaydığım da doğrudur. Ama şimdi doğruya doğru Khun benim için bir numara. :)

İkinci sıradaki üyemiz Super Junior'un söylenene göre "en çirkin" üyesi Eunhyuk! Ama halt etmişler anacım bence çirkin falan değil. Bak Music Bank'te bir kaç metre ötemde gördüm, vallaha çirkin değil bacım. :D Öteden beri Leeteuk ile birlikte hep en sevdiğim üyelerdi. Lakin daha sonradan sempatim Eunhyuk için biraz daha sivrildi. :)

Üçüncü sıradaki üyemiz Shinee Minho! Aslında bir ara uzun bir süre Onew idi biasım, ama bir süredir Minho'da karar kılmış durumdayım. Hello Baby'yi ne zaman izlesem Minho aşkım depreşiyor o da ayrı tabi. ;)

Dördüncü üye Ze:A Dongjun! Benden yaşı küçük olan ilk biasımdır bunu da burada açıklayayım. :D 2PM'in uzun bir süre skandallarla uğraştığı, çıkışının ertelendiği dönemde avunduğum isimdi kendisi ve grubu. 

Beşinci üyemiz MBLAQ Seungho! Bu arada MBLAQ ayrılsa da ben hala kendilerini 5 kişi olarak görüyorum onu belirteyim. Beraber çıkış yapmamaları önemli deği benim için, onlar 5 kişi aga. Minho örneğimizdeki gibi Seungho'ya da Hello Baby'de aşık olmuştum. Demek ki neymiş, baba olacak adamlar ağırlıklı olarak benim ideal tipimmiş. :D

Altıncı üyemiz FT Island Seunghyun! Aslında benim ilk biasım eski üye Oh Won Bin idi. Lakin kendisi gruptan ayrılınca Lee Hong Ki'ye devretti bu unvanı. Ve de senelerdir öyleydi. Taaaaa ki Music Bank'e kadar. Bir süre gözümün için bakan bu üye aniden biasım oldu. Oysa ki Music Bank öncesi en sevmediğim üyeydi. İşte fan service bunun için önemli. :D

Yedinci üyemiz B1A4 CNU! Benim görünüş olarak ideal tipim uzun saçlı erkeklerdir. Ve bu arkadaşı uzun saçlarıyla ilk gördüğümde sanki Eros'un okunu yemiş gibi hafif kalp çarpıntılarıyla durumun gerçekliğine inanamamıştım. ^^

Sekizinci üyemiz Boyfriend Donghyun! Grubun babası olan bu arkadaş coolluğun dibidir. Şarap gibi de yaşlandıkça karizmasına karizma katıyor kendisi. Ufaktan bana hep Eunhyuk'u anımsatır ama ben de neden olduğunu anlayamadım henüz. 

Dokuzuncu üyemiz Beast Dongwoon! Bence Beast grubundaki açık ara en yakışıklı üyedir. Music Bank'te bunu test ettim onayladım. Tecrübe ile sabittir! :D Kendisi tam olarak Koreli'ye benzemez, hatta hayranlar arasında "Arap Prensi"olarak anıldığını duymuştum.

Onuncu ve son üye CN Blue Jung Shin! Genellikle en az sevilen üyedir. Ama benim tuhaflığım olsa gerek bence en tatlı üyedir. Tabi uzun saçlı olmasının da bunu söylememe etkisi büyük. :D Uzun saçlı erkeklerin nesli tükenmemeli bence.

19 Haziran 2015 Cuma

Yulin Köpek Yeme Festivalini Durdurun!


Sosyal medya ile ufaktan ilgisi olan herkes mutlaka duymuştur bu kampanyayı aslında. Ama ben yine de elimden gelen herkese duyurmak istedim. Bir kaç sene önce de yine Uzadoğu'da "Köpekler et değildir!" ve "Köpek kardeşlerimizi yemeyelim!" gibi sloganlarla ufak çapta bir kampanya başlatılmıştı. Ama kimse böylesine takmamıştı bu durumu, böyle galeyana gelmemişti millet. O yüzden bu kampanyaya çok sevinmiştim ilk gördüğümde. Şimdi orada Kurban Bayramına laf atacak marjinal arkadaşlar vardır, biliyorum. Arkadaşlar size şunu söyleyeyim, ikisi kesinlikle aynı şey değil! Size kampanyanın linkini vermeden önce şu siteye bakmanızı öneririm. Fotoğrafları blogda özellikle paylaşmak istemedim. Çünkü benim yüreğim kaldırmadı hepsine bakmaya, o yüzden isteyenler baksın diye sadece sayfanın linkini veriyorum.

Son olarak da kampanyanın linkini vereyim. Tabi ki klavye kahramanlığı yapmak kolaydır. Ama bizim elimizden de şu an bu kampanyaya imza atmaktan başka bir şey gelmez.

Yulin Köpek Yeme Festivali'ni Durdurun Kampanyası İçin Tıklayınız!


"Yulin Köpek Yeme Festivali'ni durdurmak için acil yardımına ihtiyacımız var. 21 Haziran 2015'te gerçekleşecek festivalde, sayısız masum köpek öldürülüp yenilecek. Dünyanın en vahşi festivali, Çin'de yıllardır süren bir gelenek. 2011 yılında tepkiler üzerine festival iptal edilmişti. Bu yıl da festivalin iptal edilip, yasaklanmasını sağlayabiliriz.
Eğer festival yapılırsa, insanoğlunun en iyi dostları köpeklerin binlercesi, acı çekecek, kesilecek, ölene kadar dövülecek, canlı canlı derileri yüzülecek.
Zamanımız çok az. Bu köpek katliamı gerçekleşmeden, seslerimizi birleştirip binlerce masum canı kurtarabiliriz. Şimdi hep beraber, kendini koruyamayan bu masum canların sesi olalım. Onları kurtarmak demek insanlığımızı da kurtarmak anlamına gelecek.
Sen de patini kaldır ve imzanı ekle!"

18 Haziran 2015 Perşembe

TOP 10 K-Pop Listesi / Mayıs 2015


1) Wonder Girls - Nobody
Yayınlandığı döneme tam anlamıyla damgasını vuran, her yaştan insanın diline takılan, herkesin ama herkesin sözlerini ve koreografisini ezbere bildiği bir şarkıdır. Hatta bir kaç sene önce Türkiye'de bile bir okulda 23 nisanda minnak kızlar bu şarkının gösterisini yapmışlardı. Klibi oldukça hoş bir mizansenle hazırlanmış bu şarkı hala bile benim listemde hevesle dinlediğim şarkılardan biridir.

2) Secret - Magic
Önceki listeleri bir iki kontrol ettim bu şarkı için. Allah Allah nasıl olur da daha önce bir listeye sokmamışım diye. Halbuki bana kız grubu şarkılarını sevmemi sağlayan şarkılardan biridir. Rap kısımlarda coşkumun zirveye tırmandığını da söylemeden geçmeyeyim.

3) 2NE1 - Lonely
Hani Türk kızının resmi bir K-Pop grubu olsaydı kesinlikle 2NE1 olurdu. Diğer milletlerinin kızlarını tam kestiremiyorum ama 2NE1 şarkıları bence kesinlikle Türk kızları için yazıldı. Trip desen trip, atar desen atar. Bu şarkıyı bir keresinde de Kore şarkıları ile uzaktan yakından alakası olmayan bir arkadaşım bana tavsiye etmişti, bak bu şarkı çok güzeldir diye. Şarkıyı biliyordum tabi ki ama onun hevesini kırmamak için hevesli gözüküp ilk kez dinliyor gibi davranmıştım. Aslında biraz da şaşkınlığımdan olsa gerek bir şey diyememiştim. Bir gün herkes K-Pop hayranı olacak diyorum da inanmıyorlar sonra. :)

4) Sistar - I Swear
Bu listeye kız gruplarıyla girdik birden hadi hayırlısı. Diğer Sistar şarkıları arasında biraz arkada kalmış bir şarkıdır. Ama ben bu şarkıyı bir Alone, bir So Cool kadar çok severim. Klibi biraz sakattır yalnız. Tiesto'nun Red Lights klibinden esinlenilmiş bir klip olduğu iddia edilse de çalıntı olduğu biraz barizdir. Onun dışında hoştur. Yaz aylarına da çok uygundur.

5) Roy Kim - Love Love Love
Spring Spring Spring şarkısıyla kulağımda tahtını kuran paşamız bu şarkıyla da tahtını sağlama almıştı benim için. Benden iki yaş küçük olduğunu duyduğumda minik bir dumur hali yaşamıştım. Oysa ki sesi çok olgun gelmişti bana. Klibi de halkla iç içe çekmiş. Minnoşluk akıyor resmen. :)

6) SG Wannabe & Ok Joo Hyun - Page One (Coffee House OST)
Sonuna ölümüne sinir olduğum bir diziydi. O kadar bölüm kavuşmasını beklediğim ikili yerine saçma sapan bir çift doğmuştu. Nurella bakışıyla ne biçim dizi yeaaa bu demiştim defalarca. Anında da silmiştim tüm bölümlerini, bu dizi benim arşivimde olmayı hak etmiyor diye. Ama bu dizinin benim için büyük bir önemi vardır aynı zamanda. En sevdiğim dizi müziğine sahiptir. Evet ta kendisi! Bu şarkıyı gözüm kapalı kendimden geçerek dinlerken ineceğim durağı kaçırmışlığım var, o kadar diyeyim ben size. :))

7) Ashily - Waiting for Your Love (Witch YooHee OST)
Her diziye kolay kolay kapılmam ben. Ama bu diziye kaptırmıştım epey. Güzeller güzel Han Gain'inimizin oynadığı dizinin müziği de bir o kadar hayat doludur. Daha şarkının girişinde bir kaç saniye geçse bile tanırım hemen bu şarkıyı. O derece içime işlemiştir.

8) Boom & Melody Day, Hong Ga  - I Don't Know Women
Daha önce benim MC Boom sevgimden bahsetmiştim. Şarkılarını çok dinlemem aslında ama, dinlediğimde de zevk aldığımı inkar edemem. Bu şarkıyı da şahsen kaliteli bulduğumu söylemeliyim. Çok güzel bir düet olmuş.

9) JYP & Jessi - Who's Your Mama?
Ben JYP hayranı olduğum zamanlar bu adama demediğini bırakmayanlar şimdi bu şarkının esiri oldu ya benden keyiflisi yok yemin ediyorum. Tabi ki antilerin de bayram ettiği bir comeback olmuştur. Bulabildikleri her açıdan eleştirilen bir şarkı ve kliptir. Ama bir o kadar da listelerin altını üstüne getirmiştir. Yine de JYP baba ortalığın tozunu her şekilde attırmıştır. Şimdi yiğidi öldürün hakkını yemeyin canlar. Şarkı bomba!!! :D

10) 2PM - My House
Adeta yeni doğmuş bir bebek olan bu dinlemelere kıyamadığım şarkıyı da sizlere önermekten gurur duyarım. 2PM evlatlarım malumunuz yeni çıkış yaptılar. Şarkıyı Jun K.'imizin yazdığını söylemekten ayrı bir koltuklarım kabarıyor. Ayrıca grubumuzu yarı yolda bırakan klibi çekecek olan eski yönetmen de şimdi evinde otursun da bu güzel klibi izlesin. Müzik videomuz da gerçek olamayacak kadar güzel olmuş. Aramızda kalsın antilerin bile bu şarkıya hayran kaldıklarına tanık oldum. ;)

15 Haziran 2015 Pazartesi

"O" An Fotoğraflarından Seçmeler #10

Özgürlüğün hüznü
Kuzey İspanya'da Puerto del Escudo bölgesi. Sert kış koşulları yılkı atlarının dolaştıkları alanları karla kaplamış. "O" anda atlar, içinde bulundukları koşulları anlamaya çalışıyormuş gibi görünüyor. Karın duyarsız rengi ve geri plandaki dev rüzgar türbünlerinin duyarsızlığı. Fotoğraf yılkı atı olmanın yarım yamalak özgürlüğündeki hüznü de öne çıkarıyor. 

Evine ekmek götürmek
Afganistan'ın başkenti Kabil'de bir kız çocuğu evine ekmek götürüyor. Bakışındaki ifade dikkatimizi çekiyor. Zira bakışındaki ifade "o" anda ''evine ekmek götürmek'' eyleminin mecazi anlamını da taşıyor. 

Çocuklara yakışmayan
Yıllardır darbeler ve iç karışıklıklar, hatta doğal afetler silsilesinden kurtulamayan bir ülkeden, Haiti'den bir fotoğraf. AP fotoğrafçısı Brennan Linsley, başkent Port au Prince'in gecekondu semtlerinden birinde, açık kanalizasyonun üzerine kurulmuş köprünün üzerinde çocukların yaşama sevincini yakalamış. Ama foto muhabiri, "o" andaki sefaletin kendini çocuklara yakıştıramamasını da göstermiş.

Ateşten barikat 
Fransa... Hükümetin istihdamla ilgili son düzenlemelerine karşı yürütülen protesto gösterilerinden biri. Ülkenin batısındaki Rennes kentinde göstericiler ateşten bir barikat oluşturuyor.

Bu dünyada siyahların ya da başka bir deyişle kölelerin kurduğu ilk cumhuriyet olan, seçimler ve darbeler silsilesiyle bugünlere gelen Haiti'de yine seçim var. Fotoğraf Port Au Prince'te düzenlenen bir seçim mitinginde çekildi. Taraftarları, devlet başkanı adaylarından 1988'de darbeyle ülkeden uzaklaştırılan Eski Cumhurbaşkanı Leslie Manigat'ı karşılıyor. Öndeki genç, Haiti'ye özgü bir trans halinde adayını destekliyor. Diğerleri de elleriyle tezahüratın boyutunu takdir ediyor. Her ne kadar bir coşku ifadesi olsa da, acı çekme izlenimi ağır basıyor. Bu ülkenin uzak ve yakın tarihini gözönüne aldığımızda 'o' anda izlenim, gerçekten daha fazla akla yatkın duruyor. (Associated Press / Ariana Cubillos)

14 Haziran 2015 Pazar

Kiss Day - 키스데이 (14 Haziran)


Korelilerin her ayın 14'üne bir anlam yüklediklerinden bahsetmiştim. 14 Şubat zaten malumunuz olan Sevgililer Günü. 14 Mart sevgililer gününün bir başka versiyonu olan Beyaz Gün. 14 Nisan da yalnızların kara dostu Kara Gün olarak düşünülmüş. 14 Mayıs da artık beyaz siyah derken ne renk olsun diye bir de Sarı Gün yapalım diyerek ortaya çıkmış bir özel gündür.


Gelgelelim 14 Haziran'a... Eee 14 Şubat ve 14 Mart'ta sevgilerini itiraf etmiş ve başarıya ulaşmış çiftler 14 Nisan'ı es geçip 14 Mayıs'ta aşklarını güllerle bezedikten sonra bir öpüşelim bari demişler. Ve böyle bir günü de icat edivermişler.

Bu günde de aşk itirafları çok olsa da Sevgililer Günü ya da Beyaz Gün kadar çok değildir aslında. Daha ziyade daha önceden sevgili edinenlerin sefasını sürdükleri bir gündür. Adı üstünde öpücük günü.


Öpücük Günü'nde belirgin olarak yenilen bir yemek ya da seçilen bir renk yoktur esasen. Ama rujla bırakılmış öpücük izi bu günün sembolü olmuştur. Ünlüler bu günde sosyal medya hesaplarında dudaklarının izlerini paylaşırlar, 333 şeklini almış dudaklarının fotoğraflarını dosta düşmana gösterirler.


Ama bugünün tek galibi ruj satan kozmetik markalarıdır. Büyük hasılat yaparak günü kapatırlar. E tahmin etmişsinizdir ki bu gün de diğer özel günler gibi ticari kaygılarla uydurulmuş günlerden biridir.

6 Haziran 2015 Cumartesi

6 Haziran Kore Savaşı Anma Günü


Güney Kore Anma Günü, Kore Savaşı’nda ya da diğer önemli savaşlarda hayatını kaybeden erkekleri ve kadınları anmak için her yıl 6 Haziran’da gerçekleştirilmektedir. 

1956 yılından bugüne kadar anma töreni, Seoul Ulusal Mezarlığı’nda düzenlenmektedir. Anma Günü, sabah saat 10’da tüm ülkede sirenler çalar ve halk 10 dakika boyunca sessizce dua eder. Ayrıca, Güney Kore’de tüm bayraklar yarıya çekilir.

Kore Bağımsızlık Hareketi ve savaş tecrübeleri, Koreliler’in geçirmiş oldukları can kayıplarını anmak için resmi tatil olarak Anma Günü’nün başlangıcına işaret etmektedir. Anma gününde, bu trajedinin ve savaş sırasında hayatını kaybeden kadınları ve erkekleri hatırlatmak amacıyla bayraklar yarıya çekilmektedir.

Ülkeleri için ölen ve acı çeken insanlara güvendikçe, geride kalan duygusal ve fiziksel yaralar yerini hüzünlü hikayelere bırakmıştır. Güney Kore Devlet Başkanı, bu olayın anısına düzenlenen bir törende şu sözleri söylemiştir: 

“Koreliler, 2. Dünya Savaşı’nda bile çok fazla kayıp verdiklerini ve hala daha savaşın Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerin arasında devam ettiğini düşünüyorlar. Onlar, bunu “soğuk savaş” olarak adlandırıyorlar.” 

Bu yüzden Anma Günü törenleri, ölen askerleri anmaktan çok daha fazlasıdır; dünyanın her tarafında halen daha çatışma yaşayan insanlarla da ilgilidir.

Tarihi Kore Savaşı, Kuzey Kore’nin Seoul’e saldırması ve yedi binin üzerinde insanın öldürülmesi ile damga vurmuştur. Kore Savaşı sırasında hayatta kalanlar, istemeyerek de olsa bunu yapmak zorunda kalmışlardır. Bu saldırıyı hatırlatmak amacıyla, Anma Günü töreni Seoul’de gerçekleştirilmektedir.

1994 yılında, Anma Günü töreninin bir göstergesi olarak Seoul’de Savaş Müzesi açılmıştır. Müzede, savaş sırasında meydana gelen olaylar ve on üç bin savaş malzemesinin bulunduğu sergilerden oluşan altı oda yer almaktadır. Müze, askeri üssün karargah merkezinde yer almaktadır ve iki üst kat ile iki alt kata sahiptir.



"Kore'de her yıl 6 Haziran Kore Savaşı'nda ölen asker ve sivilleri anma günü olarak kutlanıyor. Bu yüzden 6 Haziran Kore'de resmi tatil ve tüm okullar ve resmi daireler kapalı. Savaşın anılarının henüz taze olduğu yıllarda daha duygusal bir şekilde geçirilen bu anma günü, bugünlerde daha çok bir tarih muhasebesi ve Kuzey-Güney Kore ilişkilerinin geleceğine ilişkin tartışmalarla geçiyor."

(KORE Toplumu, Kültürü ve Siyaseti kitabından alıntıdır!)

4 Haziran 2015 Perşembe

Seul İstanbul'da Etkinliği!


2015 İSTANBUL İLE SEUL ARASINDAKİ DOSTLUK VE İŞBİRLİĞİNİN 10. YILDÖNÜMÜNÜ KUTLAMAK İÇİN ‘SEUL İSTANBUL’DA’ ETKİNLİĞİNDE SİZLERİ DE ARAMIZDA GÖRMEKTEN ONUR DUYACAĞIZ! 

TARİH: 16 HAZİRAN 2015 SALI
SAAT: SERGİ AÇILIŞI 19:00-19:30
GÖSTERİ 20:00-21:00
YER: CEMAL REŞİT REY(CRR) KONSER SALONU

3 Haziran 2015 Çarşamba

2015 K-pop World Festival Türkiye Ön Elemesi!


-K-pop Şarkı ve Dans Yarışması-
□ Düzenleyen : Kore Cumhuriyeti Başkonsolosluğu, Kore CumhuriyetiBüyükelçiliği (Kore Kültür Merkezi)
□ Tarih : 25 Temmuz (Cumartesi)
□ Yer : Istanbul (Fatih Ali Emir Efendi Kültür Merkezi)
□ Başvuru 
- Başvuru tarihi(Online): 8 Haziran – 30 Haziran 2015 (Gece 24:00’e kadar)
- Başvuru Yöntemi
1. Şarkınızı ve dansınızı videoya çekip youtube sayfasına ekleyin.
2. K-POP Başvuru Formu’nu (başvuru formuna videonuzun linkini eklemeyi unutmayın) doldurup başvuru adresine mail atın.
*Başvuru mail adresi: 2015kpopyarismasi@gmail.com
3. Marmara bölgesinden başvuranların "Marmara Bölgesi" Türkiye'nin diğer bölgelerinden başvuranların " Diğer bölge" şeklinde yazmaları gerekmektedir.
□ Ön Eleme Sonuçlarının İlanı : 8 Temmuz 2015
Kore Cumhuriyeti Başkonsolosluğu’nun web sitesinde (tur-istanbul.mofa.go.kr) ve Kore Cumhuriyeti Büyükelçiliği Kore Kültür Merkezi’nin web sitesinde(tr.korean-culture.org) duyurulacaktır.
□ Ödüller: ‘K-pop World Festival Türkiye Önelemesi’nin finalinde 1., 2., 3. olan kişi/takıma ödül verilecek ve 1. olanlar Kore’de olacak ‘K-pop World Festival 2015’ Uluslararası Finaline Türkiye temsilcisi olarak katılma hakkı kazanacaktır.
*Ancak, Uluslararası Öneleme’de(Online) ilk 15e girenler finale katılma hakkı kazanacak.
□ Yarışma Kriterleri: Yetenek, kıyafet ve aksesuar gibi konular, şarkının yada dansın zorluğu, seyircilerin tepkisi
□ Not
- Finalde kullanılacak şarkının online ön elemede kullanılan şarkıyla aynı olması zorunludur.
- 3 taneyi geçmeyecek şekilde şarkı birleştirme(mix) yapılabilir.
- 2013 yılı ve 2014 yılında Kore Başkonsolosluğu ve Kore Cumhuriyeti Büyükelçiliği tarafından düzenlenen K-pop yarışmasında 1. olanlar katılamaz.

22 Mayıs 2015 Cuma

SEUL'deki Türkler (3)


Bağımsızlık savaşına katkısından dolayı ülkedeki herkesin sevgisini kazanan Türk askeri, Koreli İslami çevrelerde ayrı bir öneme sahip.

Bağımsızlık savaşına katkısından dolayı ülkedeki herkesin sevgisini kazanan Türk askeri, Koreli İslami çevrelerde ayrı bir öneme sahip. Bu hafta 'Kore'de Müslümanlığın 50. yılı' kutlamaları düzenleyen Kore Müslüman Federasyonu başimamı Süleyman Lee Haeng Lae, ülkesindeki Müslümanlığın Kore tarihindeki ilk camiyi yaptıran ve ilk imamı atayan Türk Genelkurmayı sayesinde doğup geliştiğini söylüyor.
Bugün 35 bini Koreli yaklaşık 100 bin Müslüman'ın yaşadığı Güney Kore'de, Müslümanlığın başlangıç tarihi olarak 16 Temmuz 1956'da Cemil Uluçevik paşanın kent merkezinde cami açışı alınıyor.
BM gücündeki 16 ülkeden biri olarak 1950 yılında 4 bin 500 kişilik ilk Türk askeri, savaşın en şiddetli cephelerindeki kahramanlığının yanı sıra, o dönemde kişi başı milli geliri 150 dolar olan yoksul halkla erzak paylaşımına kadar varan yardımlaşmasıyla Güney Korelilerin sevgisini kazanır.
Kore Müslüman Federasyonu adı altında bir araya gelen Müslümanların başimamı Süleyman Lee Haeng Lae, bu sevginin, halkın, Türklerin dini olan Müslümanlığa ilgi göstermesine neden olduğunu söylüyor. Türkiye'ye sık sık geldiğini belirten imam Lae, Türk askeriyle tanıştıkları Müslümanlığın Kore'deki gelişimini şöyle anlatıyor:

Önce iki kişi Müslüman oldu
"Türk askerine olan sevgi, bu askerlerin dini olan Müslümanlığa ilgi doğurdu. Güney Koreliler kafileler halinde Türk karargâhında asker için yapılan mescide giderek Türk imamlardan İslamiyet hakkında bilgi almak istedi. 1955'te Güney Kore'ye imam olarak atanan Zonguldak müftüsü Abdulgafur Karaismailoğlu, asker mescidinde, kendi isteğiyle kelime-i şehadet getirerek Müslüman olan iki Güney Koreliye Ömer Abdurrahman Kim Chingyu ve Abdullah Kim Yu adını verdi. Chingyu ve Yu, Güney Kore'nin ilk Müslümanları kabul edilir.

İlk camiyi Uluçevik paşa açtı
1956 yılında Güney Kore'ye gelen yedinci Türk askeri kafilesinin imamı Zübeyir Koç, Cemil Uluçevik paşanın talimatıyla, Müslümanlığa ilgi gösteren Güney Korelilere, tercüman Shin Pek Hyong aracılığıyla tektanrı inancı ve Müslümanlık hakkında konferanslar verdi. Bu sayede bir yılda Müslümanlığa geçen Koreli sayısı 211 oldu. Ancak bu Müslümanlar, 'Biz de namaz kılmak istiyoruz' deyince, Türk birliğinin komutanı Cemil Uluçevik paşa Türk Genelkurmayı'na bu talebi ileterek izin almış.
16 Temmuz 1956'da Uluçevik paşanın açılışını yaptığı minaresi bidonlardan cami Kore'nin ilk camisi oldu. Mescidin açılışı sırasında 59 Koreli Müslüman oldu. Zübeyir hoca, Korelilerin her birine farklı bir Müslüman ismi verdi. İşte bu olay, tarihçilere göre Kore'de İslam'ın başlangıcı olarak kabul ediliyor. Kore'de İslamiyet'i başlatma şerefi de Türk askerine aittir. Zübeyir hocanın halen Samsun'da yaşadığını biliyoruz.

Vatikan olaya el atıyor
İmam Zübeyir Koç'un İslam'ı anlatmak için verdiği konferanslar, Hıristiyan misyonerlerin tepkisini çekmiş. Amerika Uzakdoğu Kuvvetleri'nin papazı gelerek Zübeyir hocaya 'Dinlerin aslı birdir, biz çalışıyoruz, İslam'a gerek yok' demiş. Hıristiyan misyonerler İslam'ın yayılışını gazeteler aracılığıyla gündeme getirmiş. İngiliz gazeteleri bu konuya önem vermiş ve İslam'ın Uzakdoğu'da yayılmasını uzun süre işlemiş.
Hatta çalışmalar Vatikan'a kadar gitmiş. Ama Zübeyir hoca, bu engellemelerin ters teptiğini, Amerikalıların da Müslümanlığa geçmeye başladığını söylüyor. Kore'de Konfüçyüs ve Buda öğretisi yaygındır. Bunlar da iyi, ahlaklı ve dürüst insan olmayı öğütler. Ama bir din olarak kabul edilmiyor. Korelilerin 12 milyonu bu öğretilerle yaşıyor, 10 milyon da Hıristiyan var. Benim ailem asil ve yalanı olmayan bir soydur, ama bir dinim de olsa iyi olur diye düşünerek, üniversiteye giderken İslamiyet'i seçtim.

Korece ve İngilizce hutbe
1976 yılında Kore İslam Cemiyeti'nin İslam ülkelerinden topladığı yardımlarla Seul'ün Itewon Semti'nde büyük bir cami inşa edildi. 1978'de ise son Türk birliklerinin tamamı Kore'den ayrılınca irtibat kesildi.
1997'de Kore Müslüman Federasyonu' nun davetlisi olarak Faruk Zümbül hoca Türkiye'den gelerek Seul Merkez Camisi'nde imam oldu. Kore'de beş şehirde, beş büyük cami, iki yeni küçük cami, 50 kadar kiralık küçük mescit var. Güney Kore'de 35 bini Koreli, diğerleri yabancı olmak üzere 100 binin üzerinde Müslüman yaşıyor. Bütün bu cami derneklerinin hepsi Kore Müslüman Federasyonu altında toplandı. Camilerde Korece ve İngilizce hutbe okuyoruz."

'Burada çok mutluyuz'
Kore Müslüman Federasyonu'nun üç imamından biri olan Faruk Zümbül, Arapça, İngilizce ve Korece konferanslar veriyor ve Türk kültürünü tanıtan etkinlikler düzenliyor. Yaptığı yardımlar nedeniyle Türk işçilerin yanı sıra Korelilerce de çok sevilen Zümbül, İslamiyet'in 50. yılı kutlamaları için Türkiye'den gelen sanatçı ve toplulukların büyük ilgi gördüğünü belirtiyor.
Kore'yi ve Korelileri sevdiğini ve Türkiye'ye dönmeyi düşünmediğini belirten Zümbül, şunları anlatıyor: "Buradaki Müslümanlar arasında Türk askerine büyük sevgi var. Kore'de İslamiyet, varlığını Türk askerine borçlu. 50. yıl kutlamaları çerçevesinde Türkiye'den getirdiğimiz sema ekibiyle, Seul Belediyesi Kültür Merkezi'nde gösteri sunduk. Bakan, milletvekili ve çok sayıda Seullünün katıldığı gösteri çok ilgi çekti.
Ben Diyanet'e bağlı olarak 11 yıl Türkiye'nin çeşitli yerlerinde çalıştım. 1997'de Zonguldak'tan Seul'e geldim. İlk, orta ve lise çağında üç çocuğum da burada eğitim alıyor. Şu anda Seul'deyiz ve burada yaşamaya devam edeceğiz. Seul Merkez Camisi'nde, Müslümanlara ve bilgi almak isteyen Korelilere İslamiyet'i anlatıyoruz. Korece dini dersler veriyoruz."

- BİTTİ -

(ALINTIDIR!)
http://www.radikal.com.tr/yasam/sevldeki_turkler_3-756778

SEUL'deki Türkler (2)


Yıllardır çözüm bulamadıkları kaçak Türk işçi sorununa karşın Güney Kore, iki ülke arasında vize uygulamasını gündeme getirmediği gibi, gelişen turizm, ticaret ve öğrenci transferleriyle bu ülkedeki Türk sevgisi giderek artıyor.

Yıllardır çözüm bulamadıkları kaçak Türk işçi sorununa karşın Güney Kore, iki ülke arasında vize uygulamasını gündeme getirmediği gibi, gelişen turizm, ticaret ve öğrenci transferleriyle bu ülkedeki Türk sevgisi giderek artıyor. Bu gizemli ülkeyi keşfetmek isteyen turistlerden, teknoloji transferine giden işadamları ve özellikle son yıllarda akademik eğitim için bu ülkeye yönelen yüzlerce öğrenciyle Güney Kore'deki Türk sevgisi gelişiyor. Yüzlerce üniversite mezunu, mastır ve doktora için gittikleri Seul ve Pusan'dan bir daha dönmüyor. Bazıları Korelilerle evlenerek yeni bir hayat kurarken, İngilizceleri sayesinde rehberlik ve öğretmenlik yapıyor.

1997'de ODTÜ makine mühendisliğini bitiren Erhan Atay, Kore'ye yüksek lisans eğitimi için giden yüzlerce Türk öğrenciden biri. Uzakdoğu ülkelerine bursla öğrenci gönderen bir şirketi duyunca başvuruda bulunmuş ve çocukluğunda dinlediği Kore gazilerinin anlattığı hikâyeler nedeniyle Güney Kore'ye gitmeyi tercih etmiş.

Kıvırcık Sena çok popüler
Annesini 'iki yılda dönmek üzere' ikna etmiş, ama Seul'de insanları ve yaşamayı sevmiş. Yemeklerine uyum sağlamakta zorlanmış, ama Koreli Nami Park'la tanışınca geleneklere göre beş kez düğün yaparak evlenmiş.
Bir de kıvırcık saçlı kızı var. Orada kıvırcık saç olmadığı için Sena çok popüler. Şimdi Seul Büyükelçiliği'nde tercümanlık ve rehberlik yapan Atay, hayatını şöyle anlatıyor: "1997'de ODTÜ'yü bitirdikten sonra yurtdışına burslu öğrenci gönderen bir Türk şirketiyle tanıştım. Uzakdoğu'daki işlerini takip edecek birilerini arıyorlardı.
Küçüklüğümde Kore gazilerinin anlattıklarından etkilenerek haritadaki yerini ancak gitmeden bir hafta önce öğrendiğim bu ülkeyi seçtim. Annemi ikna etmek zor oldu. Bir hafta ağladıktan sonra "İyi, git, ama ne olur iki yıl sonra gel" diyerek izin verdi.
İlk yıl Korece kursuna gittim. Yazıların karmaşıklığı ve seslerin farklılığı çok sıkıntı verdi, ama sonra sıcakkanlı arkadaşlarımın yardımıyla dillerini öğrendim. Akla gelmeyecek çeşitlilikteki yemeklere ve değişik baharat kokularına alışmak benim için zor oldu.

1500 kişiye Türkçe öğretti
Bana, 'Kore'ye ne zaman alıştın' diye sorduklarında, 'Sokaktaki sarmısak ve susam yağlı yemek kokularını hissetmemeye başladığım ikinci yılın sonunda' diyorum. Yemeklerine alışmak iki yılımı aldı, ama Kore ömrüm boyunca yanımda olacak dostlar hediye etti. Bu arada, makine mühendisliğinden fark derslerini vererek Kore'nin en iyi okullarından Seul Devlet Üniversitesi'nin makine ve uçak mühendisliğinden ikinci diplomamı aldım.

İlk görüşte aşk
Bu arada ülkemizin tanıtımına katkısı olur ümidiyle birkaç Türk arkadaşla 1998'de İstanbul Kültür Merkezi'ni kurduk. Böylece Kore harbi sonrası genç kuşaklarda unutulmaya yüz tutmuş Türkiye sevgisini tekrar canlandırmaya ve ülkemizi tanıtmaya çalıştık. İşe Türkçe dersleri vermekle başladık ve yedi yılda 1500 gence Türkçe öğrettik. Bazı öğrencilerimiz Türkçeden Kore diline kitaplar çevirdi.
Mevlana'dan Nasrettin Hoca'ya kadar Türk kültürünü Koreliler bu öğrencilerimizle tanıdı. UNESCO ve Milli Eğitim Bakanlığı'yla ortak bir programla, ilkokullarda ikişer saat Türk kültürü derslerine başladık. İki yılda 5 bin öğrenciye Türkiye'yi tanıttık. Her yıl festival düzenledik ve Türkiye'den sanatçılarla dans grupları getirdik.
Yüksek lisansa başladığım yıl, bir toplantıda, çok uzaktan sanki 'doğmadan önce'den beri tanıdığım hissine kapıldığım bir yüz gördüm. İçimden 'Bu kızı bir yerden tanıyorum, ama nereden' derken, yanına gidip, 'Afedersiniz, daha önce bir yerlerde görüştük mü' diye sordum. 'Hayır' dedi. 'Çok garip, sanki sizi bir yerde gördüm' diye yanıt verdim. Kartımı uzatıp, 'Vaktiniz olursa merkezimize gelip bir acı kahvemizi için' dedim.
Ertesi sabah saat 09.00'da telefonum çaldı. Arayan oydu ve günlerden pazardı. Buluştuk, konuştuk. Sonra bir mucize oldu. Biz 15 gün içinde evlenmeye karar verdik. İki ay içinde de evlendik. Evlenmek oldukça zor oldu.

Nami'yle beş kez evlendi!
Tam beş kez düğün töreni yaptık. Birincisi Türk resmi nikâhı, ikincisi Kore resmi nikâhı, üçüncüsü Türk köy düğünü, dördüncüsü Kore düğünü, beşincisi de dini nikâh törenimizdi.
Nikâhtan nikâha koşarken oldukça yorulmuştuk. Korece adı Nami olan
eşimin adını annem Türkçe Leyla koydu. Böylece o Leyla oldu, ben de Mecnun. Kültür farklılığı ve karşılıklı beklentiler ilk başlarda bizi çok sıktı. Çok kavgalar ettik, ama derken vidalar yerine oturdu ve biz birbirimize alıştık.

'Herkesin yoluna çıkarım'
Kore'de eşine benzerine rastlayamayacağınız kıvır kıvır, kıvırcık saçlı ve çekik gözlü, dünya tatlısı bir kızımız oldu. Hem Türkçe hem de Korecede olan bir isim koyduk: Sena. Korece 'biricik' demek. Şimdi iki yaşında. Annesine Korece, bana da bizim oraların şivesiyle Türkçe konuşuyor.
Ben, Kırşehir'in Kaman ilçesindenim. Bizim İç Anadolu şivesiyle 'k'leri 'g' olarak telaffuz edip kapıya gapı, karpuza garpuz der. Beni de mutluluktan uçurur bizim Senacık. Mastırı bitirip işletmede doktoraya başladım. Şu anda doktora devam ediyor ve ben Koreye geleli sekiz yıl oluyor. Anneme verdiğim iki yıl limitini çoktan aştım.
Annem de Sena sayesinde gurbete alıştı. Çekik gözlü bir geline ve kıvırcık saçlı, çekik gözlü bir toruna sahip oldu. Hayat sürüp gidiyor. Burada Korece bilen fazla Türk olmadığı için, buralara gelen herkesin yoluna çıkarım."

'Müthiş çalışkanlar'
Pusan Üniversitesı'ndeki ilk Türk öğrencilerden biri olan Fatih Salmanoğlu da, ODTÜ Petrol Mühendisliği Bölümü'nden mezun olduktan sonra akademik eğitim için Güney Kore'yi seçmiş. Eğitimi sırasında Koreli öğrencilere İngilizce öğretmenliği yapmış. Sonra da Türkiye'den Pusan'a giden Türk heyetleri için Pusan Belediyesi'nde tercümanlık yapmaya başlamış. Korelilerin en çok, başka hiçbir şey düşünemeyecek kadar çalışkan olmasına şaşırdığını belirten Fatih Salmanoğlu, şunları anlatıyor:
"Altı yıl önce Pusan'a geldiğimde şehirde bir tane bile Türk yoktu. Şimdi yüzlerce Türk öğrenci var. Şu anda İpek Yolu üzerine Pusan Üniversitesi'nde doktora yapıyorum. Burada diğer yabancılar gibi değilsiniz, Türk olmak bir ayrıcalık. Diğer yabancılardan daha değerlisiniz. Eskiden Türk askerlerinin katkısından dolayı Türkiye'ye bir sevgi duyuluyordu. Ama Dünya Kupası'ndan sonra Türk milli takımı sayesinde genç kuşaklarda da Türkiye sevgisi oluştu."

Büyükelçi Kuneralp: Kore'nin taşı-toprağı altın değil
Türkiye'nin Seul Büyükelçisi Selim Kuneralp, Güney Kore' nin artan kaçak işçi sorununu ikili ilişkilere yansıtmadan çözmeye çalıştığını söylüyor. Kuneralp, şu bilgileri verdi:
"Kore büyük miktarda işçi almaya alışkın bir ülke değil. Kore, Türklere vizesiz girme hakkı veriyor, ama bu yalnızca üç aylık oturma hakkını
içeriyor, çalışma izni yok. Üç ay geçince kaçak duruma düşülü-yor. Zaman zaman kaçak işçilere af çıkıyor, ama beş yıllık çalışma izinlerinin iptali, sadece Türklere yönelik değil, tüm yabancı işçileri kapsıyor.
Kore'yle Türkiye arasında hiç sosyal güvenlik anlaşması yok. Bir iş kazası olduğunda kaçak işçiler ortada kalıyor. Türk işçilerinin iddia ettiği gibi, Kore'nin işçi talebi üzerine başbakanımızın 'Bu ücretle ben vatandaşımı çalıştırmam' demesi de söz konusu değil.
Kore yabancı işçiler için taşı toprağı altın bir ülke değil. Kore Savaşı'ndaki fedakârlıklarından dolayı Türkleri seviyorlardı, ama 2002 dünya kupasından sonra patlama oldu. 2002'de Kore'den Türkiye'ye giden turist sayısı 20 binlerdeyken, 2003'te bu rakam 48 bin, 2004'te de 58 bin oldu. Bu yıl 90 bini bulacak."

(ALINTIDIR!)
http://www.radikal.com.tr/yasam/sevldeki_turkler_2-756622