8 Nisan 2014 Salı

Limonian Kampanyasını Kazandım! ^^

Evet arkadaşlar, limonian kampanyasının ilk adımında örnek ürünleri kazandığımı anlatmıştım. İkinci adımda da bu örnek ürünleri anlatmamız ve linki de kendilerine yollamamız gerekiyordu. Son gün yazımı yazıp, çok da heveslenmeyerek yollamıştım.
Kore'den Gelen Güzellik Sırrı: Limonian
Şans ya bu ikinci olmuşum! ^^


Bu yazımda kampanyadan kazandığım ve geçen yazımda da biraz bahsettiğim Cyber Shine isimli ürünü bir kez daha ele almak istiyorum. Aslında kazandığımı öğrendiğim günden bir iki gün sonra hemen geldi ürün, ama en az bir üç kere deneyip ondan sonra yazmak istedim bu yazıyı.

Geçen yazımda bu ürün hakkında şunları söylemiştim...
"Önce limonian sitesine girip nasıl uygulandığını öğrendim bir güzel. Normalde çok fazla makyaj yapan biri değilimdir. Lakin madem makyaj temizleyiciymiş biraz zorlayayım bari dedim ve normalden bir tık fazla yaptım makyajı. Ardından temizleme vaktim geldiğinde örnek ürünü aldım elime, açtım paketi, bir güzel yüzüme sürdüm. Ürün aslında jel bir ürün. Ama havayı aldı mı birden köpürmeye başlıyor. Köpükle yüzüme üç dört dakika masaj yaptım bir güzel. Sonra yüzümü yıkadım. Ve makyajdan eser kalmamıştı. Tabi ki makyajı temizledi, ancak tek olan bu değildi. Yüzüm sanki kaliteli bir fondöten sürmüşüm gibi parlamaktaydı. Hani Korelilerin bir lafı var ya, banjak banjak diye aha işte bu onun şekil almış haliydi. Bir de yüzümü kuruladıktan sonra böyle havanın yüzüme nüfuz ettiğini hissettim. Normalde böyle bir etkisi var mı bilmiyordum ama bu etkiyi çok belirgin olarak hissettim.  Bu ürünün açıklamasını daha sonra okudum, sanırım ölü cildi temizleme özelliği daha ilk seferde işe yaramıştı. Ayrıca öğrendim ki bu ürün siyah noktalara ve gözeneklere de birebirmiş. Yetmiyor bir de cildi beyazlatıyormuş. Tabi ki tek bir denemede bunu çok net görebilmem mümkün değildi. O yüzden en yakın zamanda diğer iki ürünle birlikte bunu da sipariş etmeyi düşünüyorum açıkçası."


Ne mutlu bana ki sipariş etmeme gerek kalmadan Cyber Shine ürününü elime alabildim.
Evet arkadaşlar vaat edilen faydalar çok net gözlemlenmese de gerçekleşiyor. İnanıyorum ki düzenli kullandığım taktirde etkisini daha net görebileceğim.

6 Nisan 2014 Pazar

Taksim / TÖMER Korece Kursu Yeni Dönem! [22 Nisan - 14 Haziran 2014]

Merak ettiğiniz şeyler hakkında eski yazımı okumanızı öneririm!
Taksim / TÖMER Korece Kursu Hakkında Bilgilendirme


Eğer aklınızdakilere yanıt bulamazsanız sorularınızı beklerim... :)

31 Mart 2014 Pazartesi

Kore'den Gelen Güzellik Sırrı: Limonian


Attığım başlıkla neymiş efendim bu Korelilerin güzellik sırrı diye merakınızı cezbettiğimi düşünerek devam ediyorum. Evet canlar size bir adet ürün tanıtmak istiyorum. Şu elimde görmüş olduğunuz... Yok şaka şaka! :) Eminim ki her biriniz Kore dizilerinde filmlerindeki oyunculara, idollere bakıp bakıp arkadaş nasıl böyle pürüzsüz ve mükemmel ciltleri var diye düşünmüşsüzdür. Tabi ki güzeller buna bir şey demiyorum, ama bu güzelliği bir şekilde destekliyorlardır elbette. Kozmetik ürünleri de işte bu aşamada devreye giriyor. Güney Kore, kozmetik alanında dünya çapında ün yapmış bir ülke, bunu duymayanınız yoktur zannediyorum ki. 

(Arkadaşımdan aldığım örnek ürünün paketi)

İşte Kore kozmetik markalarından biri de Türkiye'de satış yapmaya başlamış. Bunu önce bir tanıdığımdan duydum. Kendisi temsilcilik almış ve yukarıda ve aşağıda fotoğraflarını gördüğünüz örnek ürün paketlerinden bir adet de bana vermişti. İçerisinde Japonya merkezli Juntenshi ismindeki cilt nemlendirici krem ve Skin Ceramic BB Kremden ikişer adet mevcuttu. Önce Juntenshi'yi denemiştim. Cidden yüzümü sanki yeni yüz bakım maskesi yapmışım gibi yumuşacık yapmıştı. Sonuçlarının ne olacağını bilmediğimden ilk denememde az biraz sürmüştüm. Daha sonraki denemelerimde ne yaptığımı bilerek azar azar sürerek devam ettim. Baktım pek güzel bu ürün fazla sürmedi bitmesi tabi ki. Elimdeki örnek ürünleri çabucak tükettim. Diğer ürün olan Skin Ceramic kremi ile Türkiye'de BB Krem adı altında satılan diğer BB Kremlerden çok farklı. Gerçek BB Krem budur dedirtti bana açıkçası. Şu ana kadar kullandığım kapatıcılar arasında en iyisiydi, bunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorum.

(Arkadaşımdan aldığım örnek ürün paketinin içindekiler)

 Gelgelelim limonian'ın kampanyasına... ^^ Evet kampanya gereği limonian markasının facebook sayfasını arkadaşlarımıza tavsiye ediyorduk. Ne kadar çok arkadaş o kadar iyi. Daha sonra bunu kanıtlamak için ekran görüntüsünü kendilerine yolladık. Kazananlar kampanyanın ikinci aşaması olan ürün tanıtma kısmına katılabileceklerdi. Ben de katıldım elbette ki, e kazandım da. Bir iki gün içinde örnek ürünler elime geçti. Şirin paketin içinde yukarıda bahsettiğim Juntenshi kremi ve birazdan anlatacağım Cyber Shine Yüz ve Makyaj Temizleyicisi bulunmaktaydı. Juntenshi'ye aşinaydım, Cyber Shine ürününü bilmiyordum.

(Kampanya ile kazandığım örnek ürünlerin sevimli paketi)

Önce limonian sitesine girip nasıl uygulandığını öğrendim bir güzel. Normalde çok fazla makyaj yapan biri değilimdir. Lakin madem makyaj temizleyiciymiş biraz zorlayayım bari dedim ve normalden bir tık fazla yaptım makyajı. Ardından temizleme vaktim geldiğinde örnek ürünü aldım elime, açtım paketi, bir güzel yüzüme sürdüm. Ürün aslında jel bir ürün. Ama havayı aldı mı birden köpürmeye başlıyor. Köpükle yüzüme üç dört dakika masaj yaptım bir güzel. Sonra yüzümü yıkadım. Ve makyajdan eser kalmamıştı. Tabi ki makyajı temizledi, ancak tek olan bu değildi. Yüzüm sanki kaliteli bir fondöten sürmüşüm gibi parlamaktaydı. Hani Korelilerin bir lafı var ya, banjak banjak diye aha işte bu onun şekil almış haliydi. Bir de yüzümü kuruladıktan sonra böyle havanın yüzüme nüfuz ettiğini hissettim. Normalde böyle bir etkisi var mı bilmiyordum ama bu etkiyi çok belirgin olarak hissettim.  Bu ürünün açıklamasını daha sonra okudum, sanırım ölü cildi temizleme özelliği daha ilk seferde işe yaramıştı. Ayrıca öğrendim ki bu ürün siyah noktalara ve gözeneklere de birebirmiş. Yetmiyor bir de cildi beyazlatıyormuş. Tabi ki tek bir denemede bunu çok net görebilmem mümkün değildi. O yüzden en yakın zamanda diğer iki ürünle birlikte bunu da sipariş etmeyi düşünüyorum açıkçası. 

(Kampanyadan gelen örnek ürünlerim)

Aman kampanya için yağ çekiyor diye düşünebilirsiniz. Ama eğer sözüme ufacık bir inancınız varsa dediklerimin hepsinin gerçek olduğuna sizi temin ederim. Eğer ürünleri satın alma gibi bir düşünceniz varsa mahcup olmayacağıma inanıyorum. Ben dediklerimin arkasındayım canlar! ^_^

(Paketin içinden çıkan minik kart ^^)


25 Mart 2014 Salı

2014 Kore ile İlgili Video Yarışması / 2014 Video Contest About Korea


Evet ikinci duyurum da bir video yarışması! 
"Bana göre Kore..." konulu video yarışmasına sanıyorum ki Türk arkadaşlarımızdan çok sayıda katılım olacaktır. Kore'ye olan sevginizi anlatmanız için çok güzel bir fırsat bence. Üstelik ödüllerin de aşağı kalır yanı yok, herkes o ödülleri kazanmak isteyecektir eminim. ^^


Kore Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ve Arirang TV, Kore'yle ilgili 3 dakikalık bir video yarışması düzenliyor.

1. Başvuru Tarihi
- 1 Nisan 2014 ~ 31 Mayıs 2014 (Kore Yerel Saatiyle 18:00)

2. Katılım Koşulları
- Kore kökenli olmayan, her yaştan herkes başvurabilir.

3. Başlık: "Bana göre Kore..."
- Kore denince aklınıza ilk ne geliyor? Neden?
- Kore ya da Kore kültürü, insanları, yaşam şekli, gelenekleri, eğlence, tur vb. konularla ilgili herhangi kişisel veya anlamlı bir hikayeniz ya da deneyiminiz var mı? Varsa Kore sizin için ne ifade ediyor?
- Kore ya da Kore kültürüne herhangi bir ilginiz var mı? Bu ilgi neden kaynaklanıyor?
- Lütfen bu düşünceleri, deneyimleri ve izlenimleri 3 dakikalık bir "Bana göre Kore..." videosu ile bizimle paylaşın.

4. Kurallar
- İlk olarak, 3 dakikayı geçmeyecek uzunlukta bir video hazırlayın.
- İkinci olarak, videonuzu YouTube vb. yasal bir video paylaşma sitesine yükleyin.
- Üçüncü olarak, yarışma sitesine (http://www.publicdiplomacy.go.kr/video.jsp) girerek başvuru formunu doldurun ve video kaydınızı yaptırın.
• İngilizce ya da Korece sunum tercih edilmektedir. Bu dillerde hazırlanmamışsa bile, Korece ya da İngilizce alt yazı eklenmelidir.

5. Ödüller
- Büyük Ödül: 1 kişiye Kia araba <Morning>
- Altın Ödül : 1 kişiye LG Notebook PC
- Gümüş Ödül : 3 kişiye Samsung Tablet PC
- Bronz Ödül : 5 kişiye Samsung Dijital Kamera
- Üstün Başarı Ödülü: 30 kişiye LG Bluetooth Kulaklık Seti
- Üstün Çaba Ödülü: 60 kişiye LG USB Hafıza (64GB)


● Büyük ödüle ilişkin, bütün vergiler ve tescil, taşıma, teslimatla ilgili ödemeler alıcı tarafından karşılanacaktır. Alıcının isteği üzerine, eşdeğer bir nakit sağlanabilir. Bu durumda miktar alıcının banka hesabına transfer edilir ve herhangi bir bankacılık ücreti tutarından düşülür.
● Hiçbir video büyük/altın/gümüş/bronz ödüle layık görülmediği takdirde, bu kategorilerden herhangi biri elenebilir ya da değiştirilebilir.

6. Sonuçların Açıklanması
• Tarih: 14 Temmuz 2014 (Pazartesi)
• Sonuçlar yarışmanın websitesinde (http://www.publicdiplomacy.go.kr/video.jsp) açıklanacak ve ödül kazananlara bireysel olarak bildirilecektir. İnceleme süreci beklenenden daha uzun sürerse bu işlem gecikebilir.

7. Yasal Uyarılar
• Video klip çalıntı ise ya da başka bir yarışmadan ödül almış ise ödüller iptal edilecektir.
• Kore Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanlığı baskı gönderme, yayınlama veya başka yarışma başvurularında kullanma hakkına sahip olacaktır.
• Telif haklarından kaynaklanacak olan herhangi bir yasal sorun yarışmacının sorumluluğunda olacaktır.

8. Bilgi & İletişim
• Bilgi: 2014vcontest@gmail.com
• İletişim:
- Yurtdışı: Lütfen size en yakın Kore Büyükelçiliği veya Konsolosluğu Kültür Ataşesine danışın.

2014 Güney Kore Kültür Bursu / 2014 South Korea Cultural Scholarship


Bugün size iki adet duyurum var! Bunlardan ilki dün yani 24 Mart 2014 tarihinde açıklanan Kültür Bursu duyurusu. Bu burs üniversite öğrencilerine hitap eden bir burstur ve Türk öğrencilerin Kore kültürünü tanımaları için verilmektedir. 


Kore Hükümeti, dünyanın başarılı üniversite öğrencilerini Kore’ye davet ederek Kore kültürünü tanıtma fırsatı ile birlikte, ülkelerin dostluk ilişkisinin gelişmesini ve Kore’nin imajını artırmak için Kore Uluslararası Eğitim Merkezi’nin ev sahipliğinde 2014 Kültür Bursu verecektir. Bu bursla ilgilenen öğrencilerin başvurmalarını bekliyoruz.

- Genel hususlar-
1. Kore ziyareti dönemi : 22 Temmuz Salı – 1 Ağustos Cuma 2014, 10 gece 11 gün

2. Seçilecek kişi sayısı : 4 kişi

3. Başvuru şartları : İngilizce konuşabilen üniversite 2 - 4. sınıf öğrencileri, Korece bilenlere,  daha önce Kore’ye gitmemiş olanlara öncelik var

4. Başvuru belgeleri
- İngilizce referans mektubu, İngilizce özgeçmiş(Ekte bulunmaktadır)
- Türkçe öğrenci belgesi ve transkript
- İngilizce veya Korece yetenek sınavının sonuç belgesi(TOEFL, TOPIK gibi)
* Varsa teslim edin
- Türkçe özgeçmiş(Kore ile ilgilenmenizin sebebi, Kore ile ilgili neyi sevdiğinizi, Kore ile ilgili katıldığınız faaliyetler veya çalışmalar, Mezun olduktan sonra Kore ile ilgili olarak yapmayı planladığınız işlerle ilgili detaylı bir şekilde yazınız, sayfa sınırı 10 punto, A4 1 sayfadır)
- Pasaport fotokopisi
* Seçildikten sonra teslim edebilirsiniz

5. Seçim Aşamaları
- Belge inceleme aşamasını geçenler Kore hakkında bilgi sınavı (soru-cevap İngilizce), Mülakat (İngilizce konuşma yeteneği teyit etmek için) ile seçilecektir.

6. Seçme tarihleri
- İlan : 24 Mart Pazartesi
- Belge başvuru : 4 Nisan Cuma
- Belge değerlendirme sonuçları açıklama : 7 Nisan Pazartesi
* Kendilerine duyurulacaktır
- Sınav ve Mülakat : 11 Nisan Cuma
- Bursa seçilenlerin açıklanması : 14 Nisan Pazartesi
* Kendilerine duyurulacaktır

7. Başvuru Yeri
- Kore Kültür Merkezi, Paris Caddesi No:74, Kavaklıdere, Ankara
* Elden teslim ya da posta ile 4 Nisan, Cuma, saat 18:00’a kadar gelen belgeler kabul edilecektir.

8. Danışma : Younguk SEO (0312-468-3050, sss51731@gmail.com)

17 Mart 2014 Pazartesi

Tae Guk Gi: The Brotherhood of War - 태극기 휘날리며 (2004)

Kardeşlik... Öncelikle şunu söyleyeyim bu filmi hala izlemediyseniz bu yazıyı okumayı falan bırakın gidin filmi izleyin. Ama illa ki önce bir okuyayım diyen olur diye ben yine de anlatayım sizlere. Kore Savaşı'nı anlatan bir filmdir. Savaşın maddi manevi her yönünü görebilmeniz mümkün bu filmde. Sanki siz savaştaymışçasına kendinizi kaptırabilirsiniz, öylesine gerçekçidir. Tabi ki oyuncuların on numara oyunculuk kabiliyetlerini de ne kadar övsek azdır. Başrollerdeki iki kardeşi canlandıran Jang Dong Gun ve Won Bin, bu filmde kariyerlerinde bir kaç basamak zıplamıştır. Film Kore seyircisi arasında yapılan her ankette istisnasız her seferinde ilk onda yer almıştır. Çoğu Korelinin favori filmi olarak sık sık anılmaktadır. Herhangi bir Koreliye bana en güzel filmlerinizden birini tavsiye et desen %90'ı bu filmi söyleyecektir. Zaten neredeyse 12 milyona varan izleyici sayısıyla da bu ilgiyi görebilirsiniz. Kore savaşına katılan bir millet olmamızın da etkisi olabilir tabi ki, ama filmde duygulanmamak elde değil. Şahsen ben her izlediğimde ağla ağla bir hal olurum.
Kore'nin o " birbirleriyle savaşan kardeşler" diye anılan savaşını daha iyi anlatan başka  bir film yoktur herhalde.

Adı: Tae Guk Gi: The Brotherhood of War
Yönetmen: Kang Je Kyu
Yazar: Kang Je Kyu & Han Ji Hoon
Yapımcı: Lee Ha Na & Lee Seong Hoon & Choi Jin Hwa
Türü: Savaş, Dram, Aksiyon
Süre: 140 Dakika
Yıl: 2004
 
 
 
 
Koreli sıradan halktan iki kardeşin hikayesidir bu film. Filmde üniversite okuyan küçük kardeş savaşa asker olarak anılır ve ayakkabı tamircisi olan abisi de küçük kardeşini korumak için gönüllü olarak kardeşiyle beraber savaşa gider. Ancak savaş alanına gittiklerinde abi, kardeşini koruma iç güdüsüyle inanılmaz biçimde savaştığı için üstleri tarafından ödüllendirilir. Ama zamanla savaştaki psikolojiyle abinin kardeşini koruma aracı olarak göğüs gerdiği durum onun amacı haline gelmiştir. Her ne kadar hala kardeşinin iyiliği için savaştığını söylese de savaş onu değiştirmiştir. Abisinin bu durumunu gören kardeş de bundan rahatsızdır. Daha sonra abinin nişanlısının yanlışlıkla düşman sanılması ve öldürülmesinin üstüne bir de kardeşinin de öldüğünü sanmasıyla abi iyice kendini kaybeder. Artık tek amacı düşman ya da dost insan öldürmektir. Dur durak bilmeyen bu kiniyle Kuzey tarafına geçecektir. Lakin hala hayatta olan kardeşi ise ona yaşadığını söyleyip bu kini durdurabilmek için yeniden cepheye gidecektir. Abinin cephede kardeşini tanımayıp ona saldırdığı bir sahne var ki, bende gözyaşı sel olup akmıştır o sahnede. Bu savaşın ne denli trajik olduğunu iliklerinize kadar  hissediyorsunuz.
Son olarak sevdiğim bir sözü söylemek isterim. Savaşlarda tek kazanan silah tüccarlarıdır...

"Bu savaşı hangi tarafın kazanacağı kimin umrunda?
Ne için öleceğini bilen var mı?
Böyle ölmeye değecek hiçbir şey olamaz."

The Fox Family - 구미호 가족 (2006)

Tilki Ailesi... Kore'nin bu tilkilerle alıp veremediği nedir anlayamadım bir türlü. Takmışlar bir insan olmaya çalışan tilkiye. Tamam şikayetçi değilim, böyle fantastik kurgulu filmlere bayılırım... Benim tilkilerle ilgili ilk izlediğim yapımdı bu film. Müzikal tadında bir film, müzikal gibi aralarda karakterler sirkte çalışmalarının da verdiği cesaretle bir bakmışsın aşka gelip kopabiliyorlar. Ya da en basit bir durumu şarkılarla açıklayabiliyorlar. Fantastik olması itibariyle ben çok keyif aldım. Lakin sizin de aynı şekilde keyif alıp alamayacağınızı öngöremiyorum. Nitekim Koreli izleyiciler bile çok tutmamış bu filmi.


 
Adı: The Fox Family
Yönetmen: Lee Hyung Gon
Yazar: Jeon Hyeon Jin & Park Eun Ah
Yapımcı: Shim Jae Myeong
Türü: Komedi, Fantastik
Süre: 102 Dakika
Yıl: 2006
 
 
 
 
 
 
 
Baba ve üç çocuğundan oluşan bir tilki ailemiz var. Bu aile hayatlarını sirkte çalışarak geçirmektelerdir. Bir de peşindeki borçlulardan kaçan sahtekar bir adamımız var. Kaçarken tilki ailesinin sirkine sığınır ve bir şekilde bu ailenin sırrını öğrenir. Aile ise bu adamı öldürmek yerine yanlarına alırlar. Adam ise onların yanında kalıp tilki ailesinin videolarını çekerek zengin olma hayalleri kurmaktadır. Bununla birlikte, tilkiler her bin yılda bir olan dolunayda eğer bir insan kalbi yerlerse gerçek insan olabiliyorlar. Bunun için de sahtekar adamın fikriyle evsiz ve çaresiz insanlar arasında sirke katılma ilanı verirler. Ki katılan kişilerin kalplerini dolunayda yiyebilsinler diye. Tabi ki tilki ailesinin büyük kızı ve sahtekar adam arasındaki aşk da filmde ana konulardan biridir. Ayrıca bir de etraftaki cinayetler yüzünden tilki ailesinden şüphelenen bir polis memuru da vardır. 
 
Peki tilki ailesi insana dönüşebilecek midir? Dolunayda kurban etmek için insanlar bulabilecekler midir? Tilki kız ve adamın aşkı bir sona ulaşabilecek midir? Polis tilki ailesinin gerçek yüzünü keşfedebilecek midir? Cinayetlerin nedeni tilki ailesinden biri midir, yoksa bambaşka bir kişi midir?
 
"Baba! Zaman doldu!"
 

Oh My God - 구세주 (2006)

Aman Tanrım... Filmde başrollerde her rolü kendilerine yakıştırabilen ve bir mimikleriyle bile insanı güldürebilen oyuncular Choi Seong Gook ve Yi Shin yer almaktadır. Ağırlıklı komedi olmasının yanında aksiyon ve bir miktar da aşk barındırır. Çok kaliteli bir komedi filmi diyemem. Ama zamanı bol olan ve sıkılanlar için izlemekten bir şey kaybetmeyecekleri bir filmdir. Film zamanla şekil değiştirebiliyor. Absürt komedi ile başlayıp, aksiyonla devam edip, romantik dram olarak bitiyor. Filmde çok güldüğüm sahneler vardı. İzlerken anlayacaksınız, özellikle kızın sapıklıkları kahkaha attırtabiliyor. Zaten afişlerde de kızın bu yönü vurgulanmış gibi. Bu çift arasında eğlenceli çekişmeyi kaçırmak istemezsiniz sizi temin ederim. :)
 


Adı: Oh My God
Yönetmen: Kim Jung Woo
Yazar: No Hye Yeong
Yapımcı: Kim Jung Woo & Lee Hyeon Cheol
Türü: Komedi, Aksiyon, Romantik
Süre: 104 Dakika
Yıl: 2006





Filmimiz geçmişten bir sahne ile başlıyor. Dünyalar çirkini kızımız dışlandığı bir okul gezisinde suya girerek intihar edip diğerlerinden intikam almaya karar verir. Ama tam o sırada suya bir genç girer ve sonra da suni teneffüs yaparak kızı kurtarır. Ve kız o günden sonra elinden ne geliyorsa yaparak o çocuğu elde edecektir. Askerdeyken çocuğu ziyaret edecektir. Tabi ki amacı farklıdır, çocuğu hain emellerine alet etmek. Edecektir de... O günden sonra bu ikisi hiç görüşmez. Yıllar sonra oğlumuz baba parasıyla cakan satan bir serseri, kızımız ise başarılı bir savcı olmuştur. Ama o geceden kalma iki küçük hatıra daha bulunmaktadır. Kızımız o gün hamile kalmış ve Daehan ve Minguk adından iki çocuk doğurmuştur. Ve kızımız sonunda oğlumuzun kapısını çalar ve her şeyi açıklar. Çocukları olduğunu yeni öğrenen gencimiz asla evlenmek istemez ama hem babasının baskısı hem de azıcık para desteğiyle evlenmeye razı olur. İstemeden yapılan bu evlilik tabi ki mükemmel olmayacaktır. Bununla birlikte savcı kızımızın araştırdığı işten de başı beladadır. 
Peki kızımız bu adamı nasıl elde edecektir? Oğlumuz aile babası olmayı başarabilecek midir? Kötü adamlar ve savcı kızımız arasında neler yaşanacaktır?

"Aslında babanız annenizden çok fazla hoşlanmıyor. Sanırım çirkin olduğum için öyle... Anneniz anlıyor. Ama olsun, çünkü babanıza aşığım. Babanız da bir gün neler hissettiğimi anlayacak."

14 Mart 2014 Cuma

Güney Kore'nin Sevgililik Anlayışı

Hazır Beyaz Gündeyiz, ben de bu konudaki bildiklerimi, içimdekileri dökeyim dedim. Kore'nin sevgililik anlayışıyla benim bildiğim o aşk kriterleri tamamıyla farklı aslına bakarsanız. Türkiye ile karşılaştırmıyorum çok fazla, neden derseniz Türklerin bir çoğunun yaşadığı o "aşk" da bana ters hacı. Yaşıma göre biraz fazla eski kafalı görebilirsiniz belki beni ama, hele yeni nesili göz önünde bulundurduğumda milletin çivisi çıkmış, zembereği oynamış yahu. Dünyanın her yerinde durum farklı değil gerçi ama biz bu konuda Güney Kore'yi ele alıyoruz.
İlk olarak söylemeliyim ki Kore'de sevgili çoook önemli. Tabi ki sevdicek değerlidir ama  öyle değerlidir, çok sevilir anlamında söylemedim bunu. Bir kişinin sevgilisi yoksa, yalnızsa vay başına gelenler. Onlara göre günler yalnız geçirilmeyecek kadar değerli. Aşık olsun olmasın sevgisini göstereceği bir yari olmalı insanın. Eğer birinin sevgilisi yoksa bu onlara çok tuhaf geliyor. Bu konuda takıntılı hale geldikleri bile söylenebilir. Bu konudan şahsen o kadar çok yakınıyorum ki bilemezsiniz. Eğer sevgiliniz yoksa ya bir kusurunuz vardır, ya karakteriniz kötüdür, ya da yalan söylüyorsunuzdur. Hangi Koreli'ye sevgilim olmadığını söylesem inandırmam için epey bir çaba harcamam gerekiyor. Hadi inandırdım diyelim nedenini merak ediyorlar. Birebir başıma geldiği için söylüyorum. Neden sevgilim olmadığını, karakterimin mi kötü olduğunu duydum bir keresinde. Ne diyeceğimi bilemedim kaldım öyle, arkadaşlarım şahittir. Arkadaş illa ki sevgilim mi olmalı yani!
We Got Married programının sıkı takipçileri bilir Secret Sunhwa ve Ze:A Siwan arasında bir muhabbet geçiyor. Bilmeyenler vardır belki Siwan, daha önce hiç bir kızla çıkmamış. Ne kadar doğru bilmem ama bunu Sunhwa'ya söylediğinde "Neden bir sorunun mu var?" diyor. İşte o olayın aynısı bana da oldu.
Kore'ye gidenlerin Kore sokaklarından ilk izlenimi genelde şu oluyor. Kimse yalnız gezmiyor hacı!
Sokaklarda herkes çift halinde. Tek gezen insan bir elin parmaklarını geçmez. Bu sevgililik anlayışının ne denli ciddi olduğunu daha iyi anlamamızı sağlıyor. Kore'ye giden ve Koreli gençlerle tanışmak isteyen kızlarımız varsa oralarda, sizin adınıza üzgünüm ama bu biraz zor. Zira Koreli kızlar yabancı ülkelerden gelen, büyük gözlü kızları gördüklerinde erkek arkadaşlarına daha da bir sıkı sıkı sarılmaktalar. Aman yemeyeceğiz kızım sevgilini rahat ol! Bu yazdıklarımdan Kore'ye gittiğimi düşünebilirsiniz. Maalesef henüz gitmedim panpalar ama gitmiş kadar deneyim dinledim. Etrafta çift kıyafetleriyle, çift ayakkabılarıyla, çift çoraplarıyla, çift telefon kaplarıyla, hatta çift saç modelleriyle gezen insanlar, sap sap takılan sizin sinirinizi bozabilir uyarayım.
Eğer yalnızsanız arkadaşlarınızdan kendinizi birisiyle tanıştırmanızı isteyebilirsiniz. Ki bu Kore'de yemek içmek kadar normal bir olay haline gelmiş. Koreliler buna "소개팅" yani Tanıştırma Buluşması diyor. Evlenmek isteyen kişilerin de böyle sık sık görücü buluşmalara gittiğini görmüşsünüzdür Kore dizilerinden, programlarından. Hatta bu toplantılara hayatlarında en az bir kere giderler. Hatta bu toplantıların çoklu olarak yapıldığı da olur. Örneğin bir çift var. Kız tarafı kız arkadaşlarından üç tane, erkek tarafı da erkek arkadaşlarından 3 tane getirir ve beraber takılırlar.
Neyse işte bir şekilde sevgili buldun. Koreli çiftler arasında çoğunlukla kızlara pozitif ayrımcılık yapılır. Yani kız neredeyse her durumda haklıdır. Hani derler ya eli sıcak sudan soğuk suya sokulmaz. Kore sokaklarında kalıbına bakmadan süslü süslü kadın çantası taşıyan Kore yiğitlerini görmek de bu yüzden çok normaldir. Sıcak yaz günlerinde biricik sevgilileri için durmadan yelpaze sallayan aşık gençleri görebilmeniz de olasıdır. Hatta çok sık olmasa da çocuğa deli gibi bağıran, hatta dayak atan kız görmeniz bile mümkündür. Çocuk ağzını açıp da tek kelime etmez. İyice hanım köylü olmuştur çünkü. Böyle bir durumla karşılaşırsanız şaşırmayın panpalar. Ülkemizdeki gibi kadına şiddet uygulamak Kore'de o kadar kolay değil, adamı doğduğuna pişman ederler. Hatta Kore'de kebapçılık yapan bir abimiz anlatmıştı. Başka bir Türk dönercide döner kesen adam döner bıçağını biraz fazla sallayıp kıza baktı diye adamı hapse atıyorlarmış. Sonunda kurtuldu mu yoksa hapse girdi mi inanın hiç aklımda kalmamış valla.
Başka bir yönü de, Kore'de çiftlerin yaklaşık %80'i hamile kalınca evleniyorlar. Evlilik bir zorunluluk oluyor doğal olarak. Kore'nin nefret ettiğim özelliklerinden biri bu. Aile yapısını bozan bir özellik benim gözümde. Hatta konuyla ufaktan bir alakası var, nereden okudum nereden duydum hiç hatırlamadığım bir olay var onu da anlatayım sizlere. Başka bir blogdan da okumuş olabilirim, ya da Kore'de yaşayan kızlarımızdan da duymuş olabilirim. Eğer birinden çalıyorsam çok çok özür dilerim şimdiden. Olay şöyle ki: bir çift varmış. Çiftimiz evlenmeden önce yapmaması gereken bir şey yapmış. Ama daha sonra kızımız oğlumuzu aldatmış. Oğlumuz da kızı terk edince kız polise gitmiş. Ve evlilik vaadiyle kızı kandırdı diye, kız bu durumda haklı görülmüş. Kızların böyle bir ayrıcalıkları var işte.
Son günlerde yabancı sevgilisi olan ya da bir yabancıyla evlenen Korelilerin sayısı günden güne artmakta. Buna şiddetle çıkan kayınvalideler hala bile çok fazla ama zamanla bunu aşıyorlar galiba. Ama bundan 5-10 yıl önce özellikle erkek anneleri oğullarının asla yabancı bir kadınla evlenmelerine izin vermezlermiş. Yabancı sevgili yapmak isteyen Koreliler olduğu kadar Koreli sevgili yapmak isteyen yabancılar da çok mevcut. Ama panpalar size iki çift lafım var. AKLINIZI BAŞINIZA DEVŞİRİN! Hani Türkiye'de Rus kızlarının bir namı vardır ya Nataşa diye, ha işte Kore'de de Türk kızları yavaş yavaş böyle bir nama sahip olmaya başladı. Şaka falan yapmıyorum, hiç olmadığım kadar ciddiyim hatta. Adamları canından bezdirdiniz. Bunu söylemeseydim içimde kalırdı vallahi kızmayın bana.
Neyse işte Kore'de her şey peri masalı gibi olacak sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Tabi ki çok iyi adamlar, çok iyi kızlar var ama kötü insanlar da var. Bu yalnız Kore'de öyle değil ki dünyanın her ülkesinde böyle. Türkiye'de de iyi insanlar da var kötü insanlar da... Sadece Kore dizilerinde gördüğünüz adamlar sokaklarda kendi prenseslerini arıyor sanmayın. Çünkü biliyorum her birinizin itiraf etmese de içten içe istediği bir Koreli sevgili var. Dizilerdeki gibi centilmen, yakışıklı bir adam bulup Müslüman yapıp evlenmek istiyorsunuz biliyorum. 23 yaşındayım kaçınızın ablası olurum bilemiyorum ama gelin ablanızın sözünü dinleyin ve hayallerinizi Koreli koca bulmanın üstüne kurmayın. Gerçek dünyayı anladığınızda çok üzüleceksiniz. Tabi ki Kore'de yaşamak hayaliniz olabilir. Ama bunu Kore'de okuyarak ya da burada okuyup Kore'de kariyer yaparak da çok güzel gerçekleştirebilirsiniz. Bu konu çok uzadı, tamam sustum.
Her ülkede iyi insan da kötü insan da vardır demiştik değil mi? Konumuz Kore olduğundan ben bildiğim kötü insan modellerini sizinle paylaşayım ki Koreli Sevgili Arayışı(!)nızda en azından aklınız başınızda olsun.
Daha önce bahsettiğim İdol Avcıları mevcut. Ayrıntılı olarak kendi konusunda bulabilirsiniz ama ben yine de bahsedeyim. Nedir İdol Avcıları? Sadece ünlülerle çıkan Koreli kızlara verilen isimdir. 
İkinci olarak bir kız çeşidi daha var Kore'de. Sevgilileri üstünden geçinen kızlar... Sağlam kaynaklardan duyduğuma göre bu kızlar Kore'de başka bir isimle anılıyormuş aslında ama yanlış anlaşılacağımı bildiğimden bu ismi sizlerle paylaşmayacağım. Kendimce sebeplerim var. Ama bu kızların mantığını anlamak isterseniz de daha önce anlattığım Crazy Waiting  filmini izleyebilirsiniz. Orda birebir anlatmışlar bu kız modelini.
Şimdiye kadar kızları anlattık, kızları kötüledik. Ama en kötüsünü sona bıraktım. Koreli playboylar...
"바람둥이" diyor Koreliler bu heriflere. Çakal bunlar çakaaaaaaal... Türk erkekleri yanlarında yeni doğmuş yavru kuzu gibi kalırlar sizi temin ederim. Erkek her yerde erkektir tabi ki, ama Koreli playboylar neredeyse meslek edinecekler bunu kendilerine. Aynı anda bir kaç kızı çok rahat idare ederler, ruhunuz bile duymaz. O yüzden bizim saf Türk kızlarını kötü emellerine alet etmek çok zor olmayacaktır onlar için. Sizi azıcık korkutmak istediğim doğrudur. Ki çok geç olmadan Kore'nin pembe hayaller ülkesi olmadığını anlayın.
Bu konunun da sonuna geldik. Eğer bir eleştiriniz, yorumunuz ya da sorunuz varsa yorum kısmı her zaman sizlere açık. (Not: giflerin büyük kısmını cuk oturduğu için allkpopun bir yazısından aldım. Sadece iki tanesi eklendi o giflere. Belirtme gereği duydum nedense, içim rahat etmedi.)

White Day - 화이트데이 (14 Mart)

 Beyaz Gün... Bildiğimiz 14 Şubat sevgililer gününden pek bir farkı yoktur aslında. Daha önce anlattığım Pepero Günü gibi ticari amaçla çıkarıldığı çok belli olan bir gündür. Beyaz gününün ayrıntılı tarihini özelliklerini aşağıda Japon abladan dinleyebilirsiniz.
Japon kaynaklı olduğu düşünülmesine karşın Japonya'nın yanında Güney Kore, Çin ve Tayvan'da da kutlanılmaktadır. 14 Şubat'tan tam bir ay sonra 14 Mar'tadır. Bir de bu tarihin bir ay sonrası yani 14 Nisan var onu da o tarihte anlatacağım. Şimdilik Beyaz Gün ile idare edin panpalar. 
14 Şubat diye kutladığımız sevgililer günü Uzak Doğu'da erkeklerin sevgililer günü olarak geçer. Yani o gün kızlar erkeklere hediyeler alıp sevgilerini gösterirler. 14 Mart ise biz kızların sevgililer günüdür. Bu günde sadece erkekler kızlara hediye almaktadır. Erkekler, sevgililerine hediye almakla kalmazlar, bazen de bu günü aşklarını itiraf etmek için kullanabilirler. Ama şu çocuk bana çikolata verdi aman bana aşıkmış demeyin, çünkü genellikle tanıdıkları, arkadaş ya da yakın oldukları tüm kadınlara hediyeler vermektedirler. Annesi olsun, ablası olsun, sunbeasi olsun, arkadaşı olsun... Genç kızlar popülerliklerini aldıkları çikolata miktarına göre ölçebiliyorlar kimi zaman.
 Biz de 14 Şubat yalnızı olmakla kalmıyoruz, bir de 14 Mart Beyaz Günzede oluyoruz. Arkadaş siz çikolata, çiçek satacaksınız diye biz neden depresyona sürükleniyoruz yahu. Çıkarmayın böyle saçma günler. Neyse benim de okuyucularım var, yani umarım vardır. Var dimi, kendi kendime konuşmuyorum dimi... -_-