Hiç araştırma yapmadan rastgele açıp kafamı dağıtan, baki kalan bu kubbede hoş bir seda bırakan tatlışkoperipella bir diziydi. Klişelerle bezense de insan bazen basit, herkesin yaşayabileceği bir dizi senaryosu arıyor. Çok düşünmeme gerek kalmadan, bulaşık yıkarken bile izlenebilecek hafif çıtır ama lezzetli bir drama. Dediğim gibi klişeler, adeta yeşilçam senaryosundan post modernizme evrilmiş diyebiliriz.
Adı: Love Next Door
Yönetmen: Yoo Je-won
Yazar: Shin Ha-eun
Yapımcı: Jang Kyung-ik. Yoo Sang-won. Jo Moon-joo. Kim Nu-ri, Lee Sang-hee
Türü: Romantik, Komedi, Dram
Şirket: tvN, Netflix
Bölüm: 16
Yıl: 2024
"Komşu ailelerin çocukları" olayını seviyorum ama ben ya. Aşk-nefret ilişkisi, kaçan kovalanan evreler, kendine itiraf edememeler, ailelerin onaylamaması bugün bile hala satar arkadaş. Komşunun Oğlu, Yan Evdeki Aşk, Gadın Anamın Ahretliğinin Oğlu... Artık dizinin adına siz ne derseniz diyin bir kerecik izleyin. Zaten bir kereden fazlaya da gerek yok bu dizi için. Ha belki comfort dizisi ilan ederseniz o ayrı. Ama benim için de o Avrupa Yakası o yüzden hiç girmiyorum o konuya.
İpek saçlı kızımız Amerika'dan yurda dönüş yapmıştır. Ama ne dönmek! Güzelim işini bırakmış, yakışıklı nişanlısını koyvermiş almış bavulunu kimseciklere haber vermeden kaçmış gelmiş. Bu pervasız kıza bir anne terliği yakışır diyecek oluyorken kızımızın çocukluk arkadaşı yakışıklı olduğu kadar da mimar olan beybiboyumuz peydah oluyor. Sen bu çocuğu, sen bu mimar çocuğu, sen bu mimar yakışıklı çocuğu bırakıp da nasıl gittin, hadi gittin onu anladık da bu kadar içten bir arkadaşlıkta hiç mi alıcı gözüyle bakamadın e be köylü kızı.

Neyse gerilmiyoruz, çok sükür ki senarist hikayemizi allayıp ballıyor ve merak öğelerini saklayarak bize minnoş bir aşk hikayesi sunuyor. Merak öğeleri önemli, çünkü onlar da olmasa dizi çöp olacakmış. Şimdi bu kız salak mı yoksa bu işin içinde başka işler mi var demeye kalmadan biraz bel altından vuruyor dizimiz. Spoiler vermemek için kivranıyorum burada... Özellikle benim çok hassas olduğum bir konu varmış aslında işin içinde. Eşinde, dostunda, ailesinde bunu yaşamayan bu acıyı çok anlamaz. O yüzden bu merak öğesi aslında herkesi etkilemeyebilir de. Bilmece gibi konuştum biliyorum, sadece izlerseniz anlamlanır bu sözlerim.

Hikaye sadece gençler birbirini görmüş beğenmiş olarak bitmiyor. Çokça yan karakter diziye motif katıyor. Kızımızın en yakın arkadaşı olan sağlıkçı harbi abla da destansı bir aşk yaşıyor en nihayetinde. Meslektaşım olan gazeteci bir beybiboy da o buluyor. Tesadüflerle süslenmiş bu aşk hikayesinde de minik dramlar bizi üzmüyor, aksine daha bir bağlanıyoruz bu ikinci planda kalan aşk hikayesine. Ahhh anacım herkes kavuşun, çohüzülüyombenya!
Geriye anlatmadığım bir aileler kalıyor galiba. Komşular, arkadaşlar, zaman zaman düşmanlar, ama hep hikayedeler, hep dinamik bir mahalle sunuyorlar bize. Kore'de doğup yaşamış olsam tam da böyle acumma ve acoşilerin olduğu bir mahallede yaşamak isterdim. Her çeşit sosyal sınıfa göz kırparak bazılarımızın hayatlarından da kesitler sunabilir. Dizi bazı açılardan da rengarenk Kore manzarası gibiydi. Hem insanı hem çekim mekanları insanın içini açıyordu.
Her şeyi ardında bırakıp kaçıp gelmiş bu kızın kendini arama ve bulma çabalarına tanık oluyoruz. Ama gelin görün ki kızımızın babasının lokantasını neden son ana kadar kalkındırmadığını hep merak edicem. En başta aklıma gelmişti halbuse. Siz gittiniz finalde kısacık koyverdiniz. Konuyu burdan ilerletseler ne bereketli mevzular çıkabilirdi oysa. Dizinin bazı kısımlarını x2 de izlemek zorunda kalmazdım ben de. Evet doğru duydunuz bu dizinin bazı kısımları pek sıkıcıydı. Ha bir de bu saf aşkı, Netflix dizisi olduğunu belli etmek için lekelemeseler olmazdı sanki. Ne aklıma yattı, ne içime sindi o kısmı. Yine de tek kullanımlık işlevsel bir diziydi. İzlenir!






0 yorum Blogger 0 Facebook
Yorum Gönder